Anksiyete Bozukluğu ve Tedavisi

37 yaşındaki bir adam baş dönmesi, kalp çarpıntısı, terleme semptomları ve bunlara eşlik eden sıcak basması şikayetleri ile psikolojik yardım aramaktaydı. Tek başına evin dışında olmak onun için kaygı vericiydi. Kapalı alanlarda (sinemada, tiyatroda, mağazada) bulunmak onun için stres vericiydi. Diğer insanların kendisi hakkında ne düşündükleri ve onlara rezil olduğu konusunda endişeler duyuyordu. Çok kolay sinirlendiğini ve öfkesini kontrol etmekte güçlük çektiğini ifade ediyordu. Bütün bunlardan ötürü hayatını idame ettirmekte güçlük çektiğini ve günlük işlerini yapmakta zorlandığını dile getiriyordu.

Günlük hayatta zaman zaman herkesin yaşadığı ve endişe, korku, gerginlik, daralma, huzursuzluk, kaygı, sıkıntı, bunaltı, tedirginlik olarak ifade ettiğimiz duyguları karşılamak için anksiyete kavramı kullanılır.

Anksiyete; stresli durumlar karşısında insanlar için normal bir reaksiyondur. Normalde anksiyete olarak adlandırılan duygular uyum sağlayıcı bir işlev görür. Kişiyi içten ya da dıştan gelen tehditlere karşı önlem alması konusunda uyarır. Süre ya da şiddet olarak aşırı olması, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlaması (mesleksel ya da sosyal performansın düşmesi) anksiyetenin tedaviyi gerektiren (patolojik) boyut aldığını düşündürmelidir. Anksiyete, kaygı, bunaltı, boğulma hissi, sıkıntılı durum anlamına gelmektedir. Çarpıntı, nefes almada zorluk, hızlı hızlı nefes alma, boğuluyormuş gibi hissetme, kalp hızının artması, ellerde ve ayaklarda titreme, aşırı terleme gibi fizyolojik belirtileri yanında sıkıntı, heyecan, aniden çok kötü bir şey olacakmış hissi ve korkusu gibi psikolojik belirtileri vardır.

Toplum içinde yaklaşık olarak her 5 kişiden birinde tedavi gerektirecek düzeyde ruhsal bozukluk görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülür. Vakaların yarısından çoğu çocukluk ve erişkinliğe geçiş döneminde başlamaktadır.

Anksiyete sık görüldüğü için her zaman bir hastalık belirtisi olarak düşünülmemelidir. Uzun süre devam eden ve kişinin yaşamını sürdürmesine engel olan durumlarda daha çok görülür. Örneğin; yeni bir işe başlama, evlenme, boşanma, sınavlar, taşınma vb.

TEDAVİSİ

Tedavide iki önemli yararlı tedavi yaklaşımı vardır. Bunlar bilişsel-davranışsal psikoterapi ve farmakoterapidir.

BDT de danışanın yanlış inanışlarının yeniden yapılandırılması ve düzeltilmesi ve hastalık ile ilgili danışanın bilgilendirilmesi ve eğitimi yapılmasıdır. Bilişsel yapılanma, psikolojik eğitim, gevşeme, nefes kontrolünü sağlama, yüzleşme, pratik ayrıştırma, yol gösterici benlik eğitimini içermektedir. Bilişsel terapi, bilişsel bozuklukların yarattığı endişeleri daha gerçekçi olarak görmeyi sağlamakta ve bu şekilde daha iyi planlama yapılarak anksiyeteyi kontrol etmenin yollarını göstermektedir. Danışanlar aynı zamanda “endişe için endişelenmenin” anksiyeteyi beslediğini, ertelemenin ve göz ardı etmenin problemleri çözmek için işe yarar yollar olmadığını da anlarlar.

Frank Wilhelm ve Irvin Yalom tarafından uçmaktan korkan 26 kadın üzerinde bir deney yapılmıştır. Yapılan bu deneyde San Jose ve San Francisco arasında 30 millik iki uçuş planlanmıştır. İlk uçuşta 14 kadına 1 mg’lık alprazolam, diğer kadınlara ise plasebo ilaç verilmiştir. Deneye katılan herkese hem sözel hem de yazılı olarak fobilerini yenebilmeleri için uçakla yüzleşmenin değerini anlatan açıklamalar yapılmıştır. İlk uçuşta alprazolam almış grup, plesebo grubuna oranla daha az anksiyete göstermişlerdir. İkinci uçuşta her iki gruba da ilaç verilmemiştir. İlaç verilmiş grup daha fazla anksiyete gösterirken plasebo verilen grup birinci uçuşa göre belirgin bir biçimde yüzleşmenin anksiyeteyi absorbe etmekte başarılı olduğu gözlemlenmiştir.

Yazan: Uzman Psikolog Gurbet Koç


  • Özel Ortadoğu Hastaneleri © Her Hakkı Saklıdır