Yükleniyor...

Sağlık Köşesi

İnsülin Direnci Nedir?

Artık daha fazla duymaya başladığımız bir kavram olan insülin direnci pek çoğumuzun kabusu olmaya devam ediyor. Bazı belirtilere sahipseniz ve bazı cümleleri daha fazla kullandığınızı düşünüyorsanız insülin direncine sahip olabilirsiniz. ”Az yiyorum ama kilo veremiyorum.”, ”Aniden gelen tatlı yeme isteğim oluyor önüne geçemiyorum.”, ”Yeterli miktarda yemek yediğimi düşünüyorum ama çabuk acıkıyorum ve doygunluk hissim olmuyor.” Bu tür cümleler insülin direnci olan insanlardan sık sık duyduğumuz cümlelerdir.

İnsülin direnci hareketsiz yaşam, genetik faktörler, beslenme düzeni bozukluğu gibi sebeplerle oluşabilmektedir. Şeker yani glikoz vücudumuzda kullandığımız enerji kaynağıdır. Kan glikoz seviyemiz normal olsa bile vücudumuzda gelişen insüline karşı biyolojik yanıtsızlık sonucu insülin seviyesi aşırı yükselir. Bu yüksek insülin hormonu nedeniyle açlık hissi oluşur ve yemek yeme ihtiyacı duyarız.

Temelde insülin direnci vücudun insülin hormonunu olağan biçimde kullanamaması anlamına gelmektedir. Kan şekeri düşmesi sonrası yemek yeme isteği sık aralıklarla bir kısır döngü olarak devam eder ve kilo alma süreci bizim için başlamış olur. Pankreastan salgılanan aşırı insülin sonucu pankreas yorulur ve yeterli insülin salgılayamamaya başlar ve bu durum bir sonraki aşama olan tip 2 diyabet riskini beraberinde getirir. Bu durum ayrıca kalp damar sistemi hastalıkları, karaciğer yağlanması, hipertansiyon gibi daha pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. İnsülin direnci ile birlikte karaciğer etrafında yağlanma oluşur ve karaciğer enzimleri yükselmeye başlar. İleri boyutlarında siroza kadar ilerleyebilmektedir. Kan lipit profili de bu süreçte bozulmaya başlayacaktır. Kalp damar sistemimizin korunması için kan lipit değerlerimizi referans aralıkların altında tutmamız önemlidir.

Hayat tarzı değişikliği ve beslenme düzeni değişikliği insülin direncinin önlenmesinde çok önemlidir. Sağlıklı beslenme biçimi alışkanlık haline getirilerek olası pek çok hastalığın önüne geçilebilir.

İnsülin Direnci Belirtileri Nelerdir?

  • • Hızlı kilo artışı
  • • Kilo vermede zorluk
  • • Sık tatlı yeme isteği
  • • Halsizlik,yorgunluk
  • • Bel çevresinde genişleme
  • • 'Akantozis Nigrikans' (koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme)
  • • Karaciğer yağlanması
  • • Yemek sonrası acıkma hissi
  • • Çabuk öfkelenme
  • • Terleme
  • • Hipoglisemi atakları
  • • Ödem,şişkinlik hissi
  • • Kadınlarda adet düzensizlikleri,aşırı tüylenme.
  • • Polikistik over sendromu insülin direnci ile birlikte görüldüğünde kadınlarda aşırı kilo alma ve kilo vermede zorluk görülebilmektedir.

Nasıl Teşhis Edilir?

Homaeostatik model değerlendirme (HOMA-IR) yöntemi kullanılarak açlık kan şekeri ve bazal insülin seviyesine bakılarak insülin direnci tespit edilir. Bu değerin yanında tokluk kan şekeri,üç aylık kan şekeri değerlerinin ortalaması olan Hba1c değeri,kan kolesterol seviyelerinin ölçüldüğü LDL,HDL,trigliserit,total kolesterol seviyelerine de bakılması sonrasında uygulanacak diyet planı için önemlidir.

İnsülin Direncinde Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

İnsülin direncini kırmak için yapılması gereken ilk şey kilo vermek olmalıdır. Sağlıklı bir diyetle verilen kilolar sonucu kandaki insülin seviyesi normale dönecektir. Sağlıklı olarak ayda en az 2-3 kilo vermek size uygun planlanmış bir listeyle mümkündür. Tek tip beslenmeye dayalı diyetler ile kilo vermek yarardan çok zarar görmenize neden olacaktır. Bu tip hızlı verilen kilolar vücuttan su ve kas kaybına neden olacağı için sağlık problemlerimize yenilerini ekleyebilir çok daha vahim sonuçlar doğurabilirler.

Kan şekerinde oluşacak dalgalanmayı önlemek için 3 ana öğün, 2 veya 3 ara öğün olacak şekilde az az ve sık sık beslenme düzenini benimsememiz gerekmektedir. Bu şekilde kan şekerinin aşırı düşmesini de engelleyerek bir sonraki öğünü fazla miktarda tüketmenin önüne geçmiş oluruz.

Yeterli miktarda su içmek vücudun fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için oldukça önemlidir. En az günde 8-10 bardak su içerek kan şekerimizi de dengede tutabiliriz.

Uyku düzeninin sağlanması sağlıklı bir beden için olmazsa olmazlardandır. Geç saatlere kadar uyanık kalma sonucunda oluşan gece acıkmaları ve gece yemelerinin önüne geçilmesi, sabahları daha dinç bir şekilde uyanabilmek ve en önemli öğün olan kahvaltımızı iyi bir şekilde yapabilmek için 6-8 saat uyumak gerekmektedir.

Tarçın hakkında yapılan çeşitli çalışmalar kan şekerinin düzenlenmesi üzerine olumlu etkileri olduğu ve uzun süre tokluk hissini sağladığını göstermiştir. Günlük toz olarak yiyeceklerde veya kabuk olarak içeceklerimizde kullanacağımız tarçın şeker regülasyonumuzun sağlanmasına olumlu etki oluşturmaktadır.

Yiyecek seçimi insülin direncinin önlenmesinde çok önemlidir. Paket içindeki besinler,aşırı ısıya maruz kalmış yağ içeren besinler, işlenmiş et ürünleri trans yağ açısından zengin besin kaynaklarıdır. Bu yağlar vücudumuza zarar veren ve çeşitli hastalıklara davetiye çıkaran oldukça zararlı yağlardır. Bu besinlerden uzak durmalı, daha sağlıklı seçimlere yönelmeliyiz.

Egzersiz kan şekerinin dengelenmesinde çok önemlidir. Kaslarımızın şekeri kullanmasıyla kan glukoz seviyemiz düşecektir. Her gün yapacağınız 45 dakika orta tempoda yürüyüş sağlığınızı korumanın yanında kilo vermenizi de kolaylaştıracaktır. Kan şekerimizin düşmesini önlemek için egzersiz yapmadan 30-45 dakika önce bir öğün tüketmek oldukça önemlidir. Egzersiz sonrası boşalan glikojen depolarını yine sağlıklı bir öğün ile doldurmak önemlidir.

Yazan: Beslenme ve Diyet Uzmanı Nihal Usul

Yorumlar (0)


Yorumunuzu Bırakın




Scroll to Top