Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Blog Image

Böbrek hastaları ve Covid19

Son Güncelleme Tarihi : Ocak 1, 2024

SARS-CoV-2 (Severe Acute Respiratory Syndrome Coronavirus 2) virüsü, ilk olarak Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrinde tespit edildi. Bu hastalık, zamanla dünya genelinde yayılarak 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Covid-19’un artık bir pandemi haline geldiği şeklinde ilan edildi

SARS-CoV-2 virüsünün hastalık oluşturma mekanizması nedir?
COVID-19 belirtileri nelerdir?
Covid-19 hastalığının tanısı nasıldır?
Covid-19’un böbreklere etkisi nedir?
Pandeminin böbrek hastası olan kişilere etkisi nasıldır?

Yeni tip koronavirüs, zoonotik olarak tanımlanır. Zoonotik terimi, bir hastalığın bir hayvan kaynağından insanlara geçmesini ifade eder. Hayvanlardan insanlara bulaşan bu virüs, enfekte olan kişiden diğer insanlara da bulaşabilir. Covid-19’un en yaygın bulaşma yolu, “damlacık” denilen parçacıklar aracılığıyla gerçekleşir. Belirli semptomlar olmasa da virüs taşıyıcısı olan kişilerin hapşırmaları, öksürükleri veya konuşmaları sırasında havaya saçılan damlacıklarda bulunan virüsler, çevredeki kişiler tarafından solunum yoluyla vücuda alınabilir. Şu anda, yeni tip koronavirüsün temel bulaşma yolunun damlacıklar aracılığıyla olduğu kabul edilmekte; bu nedenle maske kullanımı, sosyal mesafe ve sık sık el yıkamanın neden bu kadar vurgulandığını açıklar niteliktedir.

Damlacık bulaşma yöntemine ek olarak, yeni tip koronavirüs nemli yüzeylerde bir süre varlığını sürdürebilir ve bu yüzeylere dokunan kişilerin burun, ağız veya gözlerine bulaşabilir. Bu yüzden, riskli yüzeylerle teması azaltmak veya temas sonrasında elleri dezenfektan veya su ve sabunla yıkamak, hastalığın yayılmasını engellemek için alınması gereken önlemlerdir.

SARS-CoV-2 virüsünün hastalık oluşturma mekanizması nedir?

Yeni tip koronavirüs hastalığı 2019 (Covid-19), dünya çapında ciddi bir tehdittir. Bu hastalık en çok, 30 ile 79 yaş aralığındaki insanları etkiler.

Yapılan araştırmalar, semptom gösteren ya da belirti vermeyen ancak virüsü taşıyan kişilerde, burun ve ağzın arka kısmının, virüsün en yoğun bulunduğu yer olduğunu ortaya koymuştur. Virüs, bu bölgeden ayrılarak küçük parçacıklar halinde ya da hava yoluyla adım adım aşağıya doğru ilerleyerek akciğerlere yayılabilir.

SARS-CoV-2 virüsü, burun ve ağzın arka kısmındaki hücrelerde bulunan belirli bir çıkıntılı yapıya yapışma eğilimindedir ve bu hücrelerle etkileşimini ACE2 adı verilen bir enzim aracılığıyla gerçekleştirir. Virüsün hücrelerle etkileşim için kullandığı ACE2 enzimi genellikle bronş, akciğer dokusu, kalp, böbrek ve sindirim kanalı boyunca bulunur.

COVID-19 belirtileri nelerdir?

Covid-19 hastalığının önemli özelliklerinden biri, kişilerin herhangi bir belirti göstermeden taşıyıcı olma durumunun 2 gün ila 2 hafta arasında devam edebilme olasılığıdır.

Son 20 yılda yaşanan Covid-19 salgını, virüse maruziyet sonrası belirtilerin ortaya çıkmasının genellikle 2 ila 14 gün içinde olduğunu göstermiştir. Şu anda Covid-19 hastalığıyla ilişkilendirilen çeşitli belirtiler bulunmaktadır:

Nefes darlığı
İlerleyen ve artan öksürük
Hafif ateşle başlayıp daha sonra artan vücut sıcaklığı
Yorgunluk, halsizlik
Boğaz ağrısı

Bu belirtilerin yanı sıra, Covid-19 hastalığı sürecinde nadiren ortaya çıkabilen diğer belirtiler de şunlardır:

Üşüme, titreme
Baş ağrısı
Kas ağrısı
Koku ve tat alma duyusunun kaybı

Covid-19 hastalığının tanısı nasıldır?

Diğer virüs kaynaklı hastalıkların teşhisinde olduğu gibi, yeni tip koronavirüs nedeniyle ortaya çıkan hastalıkta da kişilerin kan, tükürük veya doku örnekleri laboratuvarda incelenerek hastalığın varlığı tespit edilebilir. Covid-19 tanısı için şu anda en yaygın kullanılan testlerden biri, bir pamuklu çubuk yardımıyla burun ve ağızın arka bölgelerinden alınan örneklerde virüse ait materyallerin varlığını araştıran bir test olan polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testidir.

PCR testiyle alınan örneklerde, yeni tip koronavirüse ait genetik materyaller incelenir. Test sonucunda her iki genin de tespit edilmesi durumunda test pozitif olarak değerlendirilir. Tek bir genin tespit edilmesi testin yetersiz olduğu anlamına gelirken, virüse ait genetik materyallerin bulunamaması durumunda test negatif olarak yorumlanır.

PCR testine ek olarak, hekimler Covid-19 teşhisi için bilgisayarlı tomografi görüntüleme yöntemine de başvurabilir. Bu radyolojik yöntem, hastanın solunum sisteminin hastalıktan etkilenip etkilenmediğini belirlemeye yardımcı olur.

Genellikle vakaların çoğunda PCR testi sonuçlarında sorun yaşanmaz. Ancak hastalığın erken dönemlerinde yapılan testlerde vücuttaki virüs miktarının az olması nedeniyle normalden farklı sonuçlar elde edilebilir. Bu durumun akılda tutulması önemlidir.

Covid-19’un böbreklere etkisi nedir?

Covid-19 geçiren bazı kişilerde -özellikle hastalığı ağır seyreden ve yoğun bakım ünitelerinde tedavi görenlerde-, böbrek hasarı meydana gelebilir. Bu durumun izlenmesi için idrar ve kan testleri önemlidir. Covid-19 sonrası böbrek hasarı riskini artıran belirli rahatsızlıklar bulunmaktadır. Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi pandemiyle ilişkili olan bu rahatsızlıklar, böbrek hasarına zemin hazırlayabilir.

Yeni tip koronavirüsün vücuttaki hücrelerle etkileşim için kullandığı enzim, böbreklerde de bulunduğundan, böbreklerin bu hastalığın hedefi olabileceği düşünülebilir. Virüsün doğrudan böbreklere zarar vermesinin yanı sıra, Covid-19 seyri sırasında gelişen akciğer iltihabı sonucunda böbreklere giden oksijen miktarında azalma olabilir ve bu durum bazı böbrek problemlerine yol açabilir.

Covid-19 hastalığının vücutta aşırı iltihabi bir yanıt oluşturması ve pıhtılaşma eğilimini artırması nedeniyle hastalık sırasında böbrek hasarı meydana gelebilir.

Pandeminin böbrek hastası olan kişilere etkisi nasıldır?

Pandemi öncesinde bilinen kronik böbrek veya diğer organlarla ilişkili hastalığı olan kişiler, Covid-19’un daha ciddi seyredebileceği riskli bir grup oluşturur. Diyaliz tedavisi gören böbrek hastalarının bağışıklık sistemi, alınan tedaviye bağlı olarak olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle, vücut savunması zayıflayan bu kişiler, enfeksiyonlara karşı daha savunmasız olabilirler. Ancak bu duruma rağmen, diyaliz tedavisinin aksatılmadan sürdürülmesi son derece önemlidir. Diyaliz hastaları, sağlık çalışanlarının ve yetkililerin belirlediği önlemleri alarak planlanmış tedavilerine devam etmelidirler. Böbrek nakli yapılmış kişiler de, organ reddini önlemek için kullandıkları bağışıklık baskılayıcı ilaçlar sebebiyle enfeksiyonlara karşı bir miktar savunmasız olabilirler, ancak ilaçlarını kullanmaya devam etmek hayati önem taşır.

Kronik böbrek hastaları ve diğer ciddi kronik hastalıkları olan kişiler, Covid-19 hastalığının seyri açısından riskli bir grupta yer alırlar. Bu bireylerin pandemi sürecinde daha dikkatli olmaları, sıkı tedbirler almaları, tedavilerini aksatmamaları ve mümkünse tedavi dışında evde kalmaları önerilir.