Gastroentereloji

GASTROENTEROLOJİ BÖLÜMÜ

TANIM

Gastroenteroloji, sindirim sistemi organları ve hastalıklarıyla ilgili olan bilim dalıdır. Sindirim Sistemi denilince, ağızdan anüse kadar uzanan sindirim kanalı ile bununla ilişkili olarak sindirime yardımcı olan organlar ( karaciğer, safra kesesi, pankreas ) akla gelir. Sindirim kanalı ifadesiyle kasdedilen organlar ise (ağız, boğaz hariç), yemek borusu ( özofagus ), mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüstür. İnce barsak, sırasıyla duodenum, jejunum ve ileum bölümlerinden oluşur. Kalın barsak ( kolon ) ise çekum, çıkan kolon, transvers kolon, inen kolon, sigmoid kolon ve rektum kısımlarından meydana gelir. 

Dalak, esas itibariyle kan ve bağışıklık sistemiyle ilgili olan bir organ olmasına karşılık, anatomik yerleşim yeri ve damarsal ilişkileri nedeniyle sindirim sistemi içinde de değerlendirilir. Bunun dışında, sindirim sistemi organlarını ( pankreas ve duodenumun bir kısmı hariç) çevreleyen periton zarının hastalıkları da gastroenterolojinin ilgi alanı içindedir.

Diğer taraftan, ağız, boğaz, yutak ve tükrük bezleri, doğrudan gastroenterolojik değerlendirmenin dışında olup KBB ve Diş Hekimliği gibi branşların konusunu oluşturur.

Gastroenteroloji  uzmanı olan doktorlara Gastroenterolog denir. Ülkemizde bu bölümün eğitimi, tıp fakültesi mezuniyetinden sonra 4 yıllık Dahiliye ihtisası üzerine yapılan 3 yıllık Gastroenteroloji  yandal ihtisası şeklindedir.

GASTROİNTESTİNAL HASTALIKLARDA BELİRTİ VE BULGULARI

Gastroenterolojik rahatsızlıklar toplumda çok sık rastlanır. Bazı yakınmalar, sıkıntılar, şikayetler veya belirtiler,  gastroenterolojik hastalıkların varlığını düşündürebilir. Bunları ve ilişkili olabilecekleri hastalıkları kabaca gözden geçirecek olursak: 

Bulantı, kusma: Aslında diğer organ ve sistemleri de ( enfeksiyon, idrar yolları, nöroloji, KBB vb.) içeren bir çok hastalık bu yakınmalara yol açabilir. Gastroenterolojik  olarak ise yemek borusu, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi ve yolları ile pankreas hastalıkları bu duruma neden olabilir.

Yutma güçlüğü ve/veya ağrılı yutma: Öncelikle yutak ve yemek borusu ile mide hastalıklarını düşündürür. Bunun yanında bazı KBB ve göğüs hastalıkları da bu yakınmalara yol açabilir. Yemek borusu kanseri, tümörü, iltihabı, motilite (hareket) bozukluğu ( akalazya vb.), gastro-özofajeal reflü,  mide fıtığı ve mide giriş yeri kanserleri bu yakınmalarla kendini gösterebilir. 

Midede (ve/veya göğüste) ekşime, yanma: En sık nedeni Gastroözofageal ( gastro-özofajial, gastroözofajiyal ) reflü hastalığıdır. Fakat öncelikle kalp hastalıklarını dışlamak gerekir. Ayrıca yemek borusunun iltihabı, tümörleri, mide fıtığı, şiddetli gastrit ve mide ülserlerinde, bazen de safra kesesi ve yollarının hastalıklarında benzer yakınmalar olabilir.

Mide ve/veya karın ağrısı: Bu yakınmaya neden olan ağrı,  gastroenterolojik organlardan kaynaklanabileceği gibi, komşu organlardan da (kalp, akciğer, böbrek, mesane, rahim, yumurtalıklar vb.) kaynaklanıp, mide ve karına yayılabilirler. Ayrıca, bazı sistemik hastalıklar da (Endokrinolojik, Hematolojik, Nörolojik) benzer yakınmalara neden olabilir. En sık ağrı nedenleri; şiddetli gastrit, mide ülseri veya oniki parmak bağırsağı ülseri, safra kesesi taşı , safra yolu taşı, yemek borusu, mide, bağırsak, pankreas kanseri, pankreatit,  iltihabi bağırsak hastalığı ( Crohn Hastalığı, Ülseratif Kolit ) gibi rahatsızlıklardır.

Geğirti ( Geğirme): Çoğunlukla, organik bir hastalıktan kaynaklanan bir yakınma değildir. Genelde herkeste zaman zaman, özellikle de yemek sonuna doğru görülen bir durumdur. Fakat çok sık ve şiddetli olması rahatsızlık vericidir. Normalde, midede gaz oluşmaz. Kişi, bazen yuttuğu havayı geri çıkartır. Hava yutma, genelde yutkunurken, sıvı içerken, yemek yerken, sigara içerken, sakız çiğnerken ve özellikle de sıkıntılı, stresli durumlarda daha fazla olur. Böyle durumlarda, havanın yutulması ve geri çıkartılması ( geğirme) bir kısır döngü haline gelebilir. Bu da kişiyi çok rahatsız edebilir.  Özofagus divertikülü ( yemek borusu duvarında dışarı doğru balonlaşma), mide fıtığı ( hiyatal herni), gastrit, ülser, mide çıkışında darlık gibi durumlarda da geğirti artabilir.

Karında (ve/veya midede) şişkinlik, gaz: Şişkinlik de değişik nedenlere bağlı olabilir. Genelde mide ve bağırsakların motilite (hareket, çalışma) bozukluklarında; asit, safra, pankreas veya bağırsak enzim (salgı) eksikliğinde; bağırsak florası ( mikrobik çeşitlilik) değişikliklerinde; yiyecek ve gıda alerjisinde ( entölerans) ortaya çıkar. Bazen de ülser, iltihap, darlık varlığı, ya da ishal veya kabızlık da şişkinlikle birlikte seyredebilir. En sık görülen tablo ise ( normal dışkılama, ishal veya kabızlığın eşlik edebildiği) irritabl bağırsak sendromu (eski deyimle spastik kolon) adı verilen, temelde organik bir bozukluğun bulunamadığı bir rahatsızlıktır.

Aşağıdan  aşırı ve/veya kötü kokulu gaz çıkartma, şişkinlikle beraber veya onsuz olabilir. Yukarıda sayılan nedenler, yine bu şikayete de yol açabilir.

İshal ( Diare, Diyare): Normalden fazla (günde 3 kez veya daha sık )  sayıda, yumuşak veya sulu, bazı durumlarda kan ve/veya iltihap içeren dışkılamaya ishal denir. Karın ağrısı ve ateşle de birlikte olabilir. Akut (yeni gelişmiş, hızla iyileşme seyrinde olan) veya kronik (4 haftadan uzun süren) olabilir. Kronik ishal, akut bir tabloyla da başlayabilir .

Akut ishalde ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusma, tabloya eşlik edebilir.  Akut ishal, toplumda en sık olarak gıda zehirlenmelerinde ortaya çıkar. Bunun dışında, diğer enfeksiyonlar ( bakteriyel, viral, paraziter), gıda alerjileri ve bazı ilaç kullanımları bu duruma yol açabilir .

Kronik ishal, bağırsaklardaki enfeksiyonlardan kaynaklanabileceği gibi, bağırsaklarda emilim bozuklukları ( Çölyak hastalığı = Gluten Enteropatisi vb.), enzim-salgı yetersizlikleri ( kronik pankreatit vb.) , divertikül iltihapları ( divertikülit), iltihabi bağırsak hastalıkları ( Ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı), bağırsaklardaki damarsal hastalıklar ( iskemik kolit) , radyasyon hasarı ( radyasyon koliti) ve tümörler de ishale yol açabilir. Bunun dışında, bazı endokrinolojik hastalıklar da ( şeker hastalığı, hipertiroidi vb.) kronik ishal nedeni olarak karşımıza çıkabilir.

Kabızlık ( Peklik, Konstipasyon): Kabaca, haftada 3 defadan daha seyrek, zorlukla (ıkınarak) ve normalden sert yapıda dışkı çıkarmaya kabızlık denebilir. 3 aydan uzun süren durumlarda kronik kabızlıktan bahsedilir. Kronik kabızlığın oluşumunda, kalın bağırsak darlık ve tümörleri; düzenli alınmakta olan bazı ilaçlar ( kalsiyum preparatları, bazı tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, anti-romatizmal ağrı kesiciler vb.); bazı nörolojik hastalıklar ( Multipl Skleroz, Parkinson Hst., Omurilik hasarları vb.) veya nörolojide kullanılan ilaçlar; metabolik ve endokrinolojik bozukluklar (şeker hastalığı, tiroid hormon bozuklukları, gebelik vb.) rol oynayabilir.

Gastrointestinal kanama ( mide kanaması, bağırsak kanaması): Ağızdan veya makattan taze kırmızı kan gelmesi, kusmayla kahve telvesi tarzında mide içeriği çıkartma ya da siyah renkli dışkılama, gastrointestinal sistemden kaynaklanan  bir kanamanın belirtisi olabilir. Kanamanın en sık nedenleri ise, gastrointestinal kanalın herhangi bir yerinde oluşan iltihap ( iltihabi bağırsak hastalığı vb.), erozyon, ülser, kanser, damarsal anormallikler ( varis, anjiodisplazi vb.), divertikül varlığıdır. Bazen bir enfeksiyon da kanamaya yol açabilir ( basilli veya amipli dizanteri gibi ). 

Makattan (anüsten), özellikle dışkılama esnasında veya sonrasında, az miktarda taze, kırmızı kan gelmesi ise, en çok hemoroid veya makattaki çatlak ( anal fissür)  nedeniyle oluşur. Fakat, buradaki en önemli nokta; böyle bir kanama, bağırsak son kısmındaki bir iltihabi bağırsak hastalığı ( ülseratif kolit veya Crohn hastalığı) veya kötü huylu bir tümör ( kolon veya rektum kanseri) gibi önemli bir hastalığa bağlı olduğu halde, hasta  aylarca, yıllarca hemoroid veya çatlak zannedip de doktora gitmezse, daha ciddi sonuçlarla karşılaşılabilmektedir.

Sarılık ( İkter): Kanda belirli bir seviyede bulunan ve bilirubin denilen renkli bir maddenin artışı durumunda, göz aklarının ve cildin sarı renkte olmasıdır. Çoğunlukla karaciğer (akut veya kronik hepatit, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri vb.) , safra yolları (safra kesesi ve safra yollarında taş, tümör, darlık vb.)  ve pankreas hastalıklarında görülür. Bazı kan hastalıklarında da görülebilir.

GASTROENTEROLOJİK HASTALIKLARDA TANI (TEŞHİS) YÖNTEMLERİ

Gastroenterolojide tanı yöntemleri denilince akla; anamnez almak (hastanın şikayetleri ve bunların ayrıntılarının konuşulması), fiziksel muayene, kan, idrar ve dışkı testleri, endoskopik uygulamalar, radyolojik yöntemler ( ultrason, tomografi, MR, MRCP vb.) gelir. Bunlar içinde endoskopi, şüphesiz ki gastroenteroloji için en spesifik uygulamadır:

GASTROİNTESTİNAL ENDOSKOPİ

Endoskopi, terim olarak, “endo” ve “skopi” kelimelerinden oluşup, içe bakmak, içi-içini görmek, gözlemlemek anlamına gelmektedir. Günümüzde tıbbın birçok dalında (cerrahi, göğüs hst, üroloji, ortopedi, hatta beyin cerrahi gibi) endoskopik uygulamalar söz konusudur. 

Endoskopi, endoskop adı verilen, ucunda ışığı ve kamerası olan, fleksibl (bükülebilen) bir boruyla yapılır. Ayrıca, endoskopların ortasından, gerektiğinde biyopsi almaya veya bir takım müdahalelerde bulunmaya imkan tanıyan bir kanal geçer. 

Endoskoplar, temas ettiği dokuya zarar vermeyen, bilakis dokuların üzerinde kolaylıkla kayan, çok özel bir madde ile kaplıdırlar. Bu cihazlar, yapıları itibariyle tamamen dezenfekte edilebilmektedirler. Dolayısıyla, her işlemden sonra endoskoplara, özel cihazlarda dezenfeksiyon işlemi uygulanır.

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM ENDOSKOPİK UYGULAMALARI:

  • Gastroskopi ( Özofago-Gastro-Duodenoskopi, Üst Sindirim Sistemi Endoskopisi ) (Halk arasında Endoskopi)
  • Kolonoskopi
  • Rekto-Sigmoidoskopi
  • ERCP
  • Mide Botoksu ( Mideye Botox) Uygulaması
  • Mide Balonu ( Gastrik Balon) Uygulaması

GASTROSKOPİ ( ÖZOFAGO-GASTRO-DUODENOSKOPİ, ÜST SİNDİRİM SİSTEMİ ENDOSKOPİSİ )

Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağı başlangıç kısmının endoskopik olarak değerlendirilmesi işlemidir. 

Neden yapılır?

Tanı (teşhis) amaçlı: 

  • Yutma güçlüğü
  • Ağızdan kan gelmesi veya siyah renkli dışkılama
  • Bulantı, kusma
  • Yutma güçlüğü ve/veya ağrılı yutma
  • Tekrarlayan, inatçı hıçkırık
  • Midede ve/veya göğüste ekşime, yanma
  • Mide ve/veya karın ağrısı
  • Midede ve/veya karında şişkinlik, gaz hissi
  • Demir veya B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık
  • Çölyak Hastalığı ( Gluten Enteropatisi) tanısı

Tedavi (girişim) amaçlı:

  • Stent yerleştirilmesi: Üst sindirim sisteminde darlık bulunduğunda sentetik veya metal tüplerin (protez, stent) yerleştirilmesi darlığın genişletilmesini sağlar. 
  • Darlıkların balon veya bujilerle genişletilmesi: Yemek borusu, mide veya oniki parmak bağırsağındaki bazı darlıklar endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (balon kateter gibi) genişletilebilir.
  • Yabancı cisim çıkarılması: Yutulan yabancı cisimler (iğne, diş protezi, kalem, pil vb.) endoskopun içinden geçirilen özel aletler (basket, yabancı cisim tutucusu, kement vb.) ile çıkarılabilir.
  • Kanama tedavisi: Kanama saptandığında veya kanama riski yüksek olan lezyonların varlığında (anormal damar gibi) endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle kanamanın durdurulmasına çalışılır. Kanayan varislerin band ligasyonu ile tedavisi.
  • Polip çıkarılması: Endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (kement gibi) polipler çıkarılabilir. 

Nasıl bir hazırlık gereklidir? 

Endoskopik inceleme için midenizin tamamen boş olması gereklidir. Bu nedenle işlemden önceki 8 saat içinde herhangi bir şey yiyip içmemiş olmanız gerekir. 

Önemli bir hastalığınız ya da ilaç alerjiniz varsa işlemden önce doktorunuza söyleyiniz. Ayrıca kan sulandırıcı (Aspirin, Plavix, Persantine, Ticlid, Coumadin, Lovenox, Heparin, Pradaxa, Eliquis, Xarelto gibi) ilaçlar kullanıyorsanız doktorunuzu bu konuda, daha önceden bilgilendiriniz. 

Eğer diabet (şeker) hastası iseniz, işlemden önce insülin kullanmayınız veya şeker hapı almayınız.

İşlem nasıl yapılır?

Boğazınızı uyuşturacak bir sprey sıkıldıktan sonra sol yanınıza yatacaksınız.  Ağzınıza plastik bir dişlik takılacaktır. Daha sonra yüzeysel bir anestezi ( sedasyon, premedikasyon) ile uyutulacaksınız. Siz uyurken dişlik arasından gönderilen endoskopla doğrudan yemek borusuna, oradan da mide ve oniki parmak bağırsağına girilecektir. 

Endoskopik inceleme, nefes almanızı etkileyen bir işlem değildir. Bu nedenle işlem esnasında ağız ve burundan normal nefes almaya devam edersiniz. Yine, bu işlem esnasında herhangi bir ağrı duymazsınız. 

İşlem genellikle 6-12 dakika arasında sürer. Ancak tedavi amacıyla yapılan işlemlerde bu süre uzayabilir.  

İşlem Sonrası ?

Tamamen uyanana kadar takip-uyandırma odalarımızda gözlem altında tutulursunuz. Tamamen uyansanız da, anestezinin etkisi az da olsa gün boyu devam edeceğinden (kişinin bilinç, anlayış, hafıza, hareket kontrol ve reflekslerini etkileyeceğinden) yalnız başına evinize veya işyerinize dönmenizi uygun bulmamaktayız. Bu nedenle, bir yakınınızla birlikte merkezimizden ayrılmanızı gerekli görüyoruz. Ayrıca, o gün boyunca herhangi bir araç kullanmamanızı, önemli kararlar almamanızı ve herhangi bir nedenle imza atmamanızı önemle tavsiye ediyoruz. 

İşlemden bir saat sonra yemek yiyebilir ve varsa ilaçlarınızı alabilirsiniz. 

Hastalarımıza endoskopi raporu ve CD’sini işlem sonrasında veriyoruz. Eğer biyopsi alınmışsa, onun sonucunu da 4-7 gün içerisinde veriyoruz. 

KOLONOSKOPİ

Kalın bağırsağın tümü ve geçilebilirse, ince barsak son 10-20 cm.lik bölümünün endoskopik olarak gözlenmesi işlemidir. 

Neden yapılır?

Tanı (teşhis) amaçlı: 

  • Kronik ( müzmin) ishal
  • Kronik ( müzmin) kabızlık
  • Demir eksikliğine bağlı kansızlığın araştırılması
  • Karında, izah edilemeyen ya da tedaviye cevap vermeyen  ağrı, şişkinlik, gaz hissi
  • Makattan taze (kırmızı renkli) kan gelmesi veya dışkı ile karışık kan gelmesi
  • İltihabi Bağırsak hastalığı ( Ülseratif kolit, Crohn Hastalığı) teşhisi ve takibinde
  • Kolon kanseri taraması
  • Kolon cerrahisi öncesi değerlendirme 
  • Daha önce tanı konulan kanser (veya yüksek derecede displazili polip) takibinde

Tedavi (girişim) amaçlı:

  • Stent yerleştirilmesi: Alt sindirim sisteminde darlık bulunduğunda sentetik veya metal tüplerin (protez, stent) yerleştirilmesi darlığın genişletilmesini sağlar. 
  • Darlıkların balon veya bujilerle genişletilmesi: Kalın bağırsak veya ince bağırsağın son kısmındaki bazı darlıklar endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (balon kateter gibi) genişletilebilir.
  • Kanama tedavisi: Kanama saptandığında veya kanama riski yüksek olan lezyonların varlığında (anormal damar gibi) endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle kanamanın durdurulmasına çalışılır. 
  • Polip çıkarılması: Endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (kement gibi) polipler çıkarılabilir. 

Nasıl bir hazırlık gereklidir? 

( Kolonoskopi Hazırlığı )

Kolonoskopi sırasında iyi bir inceleme yapılabilmesi için kalın bağırsağın tamamen temizlenmiş olması gerekir. Bu nedenle aşağıda belirtilen ve kolonoskopi öncesinde yapılması gereken işlemleri lütfen dikkatle okuyunuz ve uygulayınız.

  • Randevu aldığınız sırada,eğer varsa düzenli olarak kullandığınız ilaçları; diyabet, tansiyon, bronşit, astım, kalp ilaçları, kan sulandırıcı-pıhtılaşma önleyiciler (Aspirin, Plavix, Persantine, Ticlid, Coumadin, Lovenox, Heparin, Pradaxa, Eliquis, Xarelto) vb. doktorunuza bildiriniz.İşlemden 3 gün önce başlayarak ağır, hazmı zor, kızarmış gıdalar ve posalı yiyecekler (sebze, meyve, salatalık, domates, zeytin, baklagiller, turşu vb.) yemeyiniz. Sulu ve yumuşak gıdalar tüketip, bol su ve meyve suyu içmeye başlayınız.
  • İşlemden önceki gün, en geç saat 13.00’e kadar, serbest olan gıdalardan oluşan öğle yemeğini yedikten sonra, kesinlikle hiçbir katı gıda almamalı ve gece saat 24.00’e kadar bol miktarda su, açık çay, komposto veya hoşaf suyu, elma suyu ve üzüm suyu gibi tanesiz-posasız berrak sıvılar içmelisiniz.
  • İşlemden önceki gün, doktorunuz tarafından reçete edilen (kolonoskopi hazırlığı için gerekli olan) ilaçları kullanınız. Aşağıda bu ilaçların kullanımı ile ilgili ayrıntılı bilgi verilmektedir. 
  • İşlemden önceki gece saat 24.00’den sonra herhangi bir şey yemeyiniz ve içmeyiniz. 
  • İşlemin yapılacağı sabah (eğer varsa) zorunlu olarak almanız gereken ilaçlarınızı (tansiyon, bronşit, astım, kalp ilaçları gibi) az miktarda suyla (en fazla bir su bardağı), saat 07.00’den önce alınız.
  • Diyabet (şeker hst.) ilacı kullanıyorsanız, o sabah almayınız veya insülin kullanıyorsanız, o sabah uygulamayınız.

Kolonoskopi hazırlığı sırasında (2.5 gün) serbest olan gıdalar

İçecekler: Su, açık çay, bitki çayları, ıhlamur, komposto veya hoşaf suları (tanesiz), posasız meyve suları, soda

Çorbalar: Sade (tanesiz) olarak un, şehriye, yayla, pirinç, et suyu, tavuk suyu, patates çorbası vb.

Unlu gıdalar: Beyaz (kepeksiz) ekmek, sade kek, makarna, erişte

Etler: Haşlama veya ızgara olarak dana, koyun, tavuk, balık

Süt ve süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir, tereyağı, ayran

Tatlılar: Bal, tanesiz reçel, muhallebi, puding, dondurma

Yasak olan gıdalar (3 gün boyunca)

Her tür sebze (çiğ ya da pişmiş) ve salata (domates, salatalık, marul vb.)

Meyveler (taze veya kurutulmuş) ve posalı meyve suları

Kuru baklagiller (kuru fasulye, bakla, nohut, bezelye, mercimek vb.) ve kuruyemişler

Kepekli veya tam buğday ekmek ve kepekli diğer ürünler

Salamura gıdalar, turşu, çok yağlı ve çok salçalı yemekler

1.MÜSHİL UYGULAMASI

Aşağıda belirtilen dört farklı ilaçtan yalnızca bir tanesi kullanılacaktır. Sizin için uygun olan ilacı hekiminiz reçete edecektir. 

  • X-M DİET SOLÜSYON  150 cc

3 adet X-M diet solüsyon (150 cc) isimli ilacı, 2 litre suda karıştırdıktan sonra, işlemden önceki gün akşam saat 17.00’dan itibaren saat 22.00’ye kadar bardak bardak içiniz. Bu ilaç hastaların bir kısmında bulantı yapabilir. Bu nedenle, istenirse, posasız meyve suyu ilave edilebilir. Ayrıca, bulantıyı önlemek için ilacı içmeden bir saat önce bir adet Metpamid tablet veya Emedur draje alınabilir.

  1.  GoLYTELY veya ENDOFALK  veya PEGDIN Toz

İşlemden önceki gün sabah GoLYTELY bidon içine 4 litre temiz su konulur ve karıştırılır. Ya da 4 litre su içine 8 paket Endofalk toz veya PEGDIN toz konur ve iyice çalkalanarak erimesi sağlanır. Daha sonra bu sıvı karışım buzdolabında akşama kadar soğumaya bırakılır. İşlemden bir gün önce saat 17.00’de başlayarak bu karışımı (her 10-15 dakikada bir tam su bardağı içilecek şekilde) en geç saat 22.00’ye kadar içerek bitirmelisiniz. İlacın tadı hafif tuzludur ve bazen hafif bulantı yapabilir, ancak ilacın tümünün mutlaka içilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bağırsağınız yeterince temizlenmeyecek ve kolonoskopiniz yapılamayacaktır. 

Karışımın daha rahat içilebilmesi için içim süresi boyunca sürekli buzdolabında serin tutulması ve yavaş değil, her defasında hızlı içilmesi uygun olacaktır. Hazırlanan karışıma şeker, tatlandırıcı, vb. karıştırılmamalıdır. İlacın uygulanmasından sonra yaklaşık 1 saat içinde ilk bağırsak hareketleri başlar. Yaklaşık 3-4 saat içerisinde de bağırsakların boşalması beklenir. Hazırlık boyunca içtiğiniz bu karışım dışında hiçbir şey yiyip içmeyiniz. Ancak, yukarıda tarif edilen karışımı bitirdikten sonra saat 24.00’e kadar istediğiniz kadar su, açık çay, komposto veya hoşaf suyu, elma suyu ve üzüm suyu gibi tanesiz-posasız berrak sıvılardan içebilirsiniz.

  1.  FLEET FOSFO-SODA ORAL SOLÜSYON (45 mL) veya BT ORAL SOLÜSYON (45 mL)

Kolonoskopi yapılacak günden önceki gün saat 18.00’de birinci şişe(45 mL) ilaç içilmeye başlanır ve 30 dakika içinde birinci şişe müshil bitirilir. İlaç içildikten sonra berrak sıvılardan içilmeye başlanır. İlacın tadı çok tuzlu olduğundan ilk şişenin bir su bardağına boşaltılıp üzerine bol soğuk su ve limon (veya meyve suyu) eklenip yarım saat içinde 4-5 yudumda içilmesi kolaylık sağlayacaktır.

Saat 19:00’da ikinci şişe ilaç içilmeye başlanır ve 30 dakika içinde ikinci şişe müshil bitirilir. İlaç içildikten sonra yatana kadar, berrak sıvılardan bol miktarda içilmeye çalışılır. Bu ilacın alınmasını takiben nadiren (tuzlu tadı nedeniyle) refleks kusma olabilmektedir. Bu durumda ilaçtan yeni bir şişe daha alıp tekrar kullanılmalıdır. Bulantıyı önlemek için, ilacı içmeden bir saat önce bir adet Metpamid tablet veya Emedur draje alınabilir.

Eğer, 90 mL. lik şişe alındıysa, saat 19.00 itibariyle içilmeye başlanır. Ardından, yatana kadar bol miktarda berrak sıvılar tüketilir.

  1. CitraFleet Saşe (Toz)

      Kolonoskopi yapılacak günden önceki gün (diyetin 3. günü) saat 15.00’de, bir su bardağına 1 poşet (saşe) tozu döküp, 2-3 dakika karıştırın. Yine 2-3 dakika beklettikten sonra tamamını için. İlacı içtikten sonra10 dakika bekleyin. Sonrasındaki 4 saatlik süre içinde, bardak bardak, toplam 1.5-2 litre su veya berrak sıvı tüketin. Saat 20.00’da aynı şekilde 2. poşetiiçin ve yatıncaya kadar yine 1.5-2 litre su veya berrak sıvı tüketmeye çalışın.

Bu süre içerisinde (3. gün, öğle yemeğinden sonra), su ve berrak sıvı dışında başka bir şey almayınız.

  1. TÜP LAVMAN UYGULAMASI (B.T. Enema veya FLEET Enema veya E.S. Enema)

İşlem günü sabahı, yukarıda adı yazılan lavmanı, merkezimizde uygulanmak üzere yanınızda getiriniz. Burada hemşire hanım tarafından uygulanacak ve bağırsak son kısmında kalan birikimler tam temizlendikten sonra işlem yapılacaktır.

İşlem nasıl yapılır?

Merkezimize geldiğinizde, hazırlık için servis odamıza alınacaksınız. Bu  işlem için uygun olan ve merkezimizden temin edilen disposable (tek kullanımlık) bir şort giymeniz istenecektir. Görevli hemşire tarafından, yanınızda getirdiğiniz lavman uygulanacaktır. Bu şekilde, kalın bağırsağın son kısmındaki birikimlerin tamamen temizlenmesi sağlanacaktır.

Daha sonra, işlem için endoskopi birimine alınırsınız. Burada yüzeyel anestezi (sedasyon, premedikasyon) altında ağrı ve sıkıntı duymadan kolonoskopi işleminiz yapılacaktır.

İşlem genellikle 20-40 dakika sürer. Ancak tedavi amacıyla yapılan işlemlerde bu süre uzayabilir.  

İşlem Sonrası ?

Tamamen uyanana kadar takip-uyandırma odalarımızda gözlem altında tutulursunuz. Tamamen uyansanız da, anestezinin etkisi az da olsa gün boyu devam edeceğinden (kişinin bilinç, anlayış, hafıza, hareket kontrol ve reflekslerini etkileyeceğinden) yalnız başına evinize veya işyerinize dönmenizi uygun bulmamaktayız. Bu nedenle, bir yakınınızla birlikte merkezimizden ayrılmanızı gerekli görüyoruz. Ayrıca, o gün boyunca herhangi bir araç kullanmamanızı, önemli kararlar almamanızı ve herhangi bir nedenle imza atmamanızı önemle tavsiye ediyoruz. 

İşlemden bir saat sonra yemek yenilebilir ve varsa ilaçlar alınabilir. 

Endoskopi raporu ve CD’sini işlem sonrasında veriyoruz. Eğer biyopsi alınmışsa, onun sonucunu da 4-7 gün içerisinde veriyoruz. 

LÜTFEN, RANDEVU SAATİNDEN YARIM SAAT ÖNCE MERKEZİMİZDE OLUNUZ.

REKTO-SİGMOİDOSKOPİ

Rektosigmoidoskopi, kalın bağırsağın son kısmı olan rektum ve sigmoid kolonun endoskopik olarak gözlenme işlemidir. 

Neden yapılır?

Tanı (teşhis) amaçlı: 

  • Kronik ( müzmin) ishal
  • Makattan taze (kırmızı renkli) kan gelmesi veya dışkı ile karışık kan gelmesi
  • İltihabi Bağırsak hastalığı ( Ülseratif kolit, Crohn Hastalığı) teşhisi ve takibinde
  • Kolo-rektal kanser taraması
  • Ano-rektal cerrahi öncesi değerlendirme 
  • Daha önce tanı konulan malignite (veya yüksek derecede displazili polip) takibinde
  • Rektum veya sigmoid kolonu tutan gastrointestinal hastalıklar için biyopsi alınması 

Tedavi (girişim) amaçlı:

  • Stent yerleştirilmesi: Alt sindirim sisteminde darlık bulunduğunda sentetik veya metal tüplerin (protez, stent) yerleştirilmesi darlığın genişletilmesini sağlar. 
  • Darlıkların balon veya bujilerle genişletilmesi: Kalın bağırsak veya ince bağırsağın son kısmındaki bazı darlıklar endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (balon kateter gibi) genişletilebilir.
  • Kanama tedavisi: Kanama saptandığında veya kanama riski yüksek olan lezyonların varlığında (anormal damar gibi) endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle kanamanın durdurulmasına çalışılır. 
  • Polip çıkarılması: Endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (kement gibi) polipler çıkarılabilir. 
  • Rektumdan yabancı cisim çıkarılması.
  • Dekompresyon tüpü yerleştirilmesi.

Nasıl bir hazırlık gereklidir? 

Herhangi bir ön hazırlığa gerek yoktur. İşlem için merkezimize geldiğinizde, görevli hemşire tarafından bir lavman yapılacaktır. Bu şekilde, gözlenecek olan barsağın son kısmının (rektum ve sigmoid bölgesi) temizlenmesi sağlanacaktır.

  • Önemli bir hastalığınız ya da ilaç alerjiniz varsa işlemden önce doktorunuza söyleyiniz. Ayrıca kan sulandırıcı (Aspirin, Plavix, Persantine, Ticlid, Coumadin, Lovenox, Heparin, Pradaxa, Eliquis, Xarelto gibi) ilaçlar kullanıyorsanız doktorunuzu bu konuda, daha önceden bilgilendiriniz. 
  • Diyabet (şeker hst.) ilacı kullanıyorsanız, o sabah almayınız veya insülin kullanıyorsanız, o sabah uygulamayınız.

İşlem nasıl yapılır?

Merkezimize geldiğinizde, hazırlık için servis odamıza alınacaksınız. Bu  işlem için uygun olan ve merkezimizden temin edilen disposable (tek kullanımlık) bir şort giymeniz istenecektir. Daha sonra, işlem için endoskopi birimine alınırsınız. Çok kısa ve çoğu zaman ağrısız bir işlem olduğu için, genelde anestezi uygulamasına gerek duyulmaz. Fakat arzu edilirse uygulanabilir.

İşlem genellikle 5-8 dakika sürer. Ancak tedavi amacıyla yapılan işlemlerde bu süre uzayabilir.  

İşlem Sonrası ?

Eğer anestezi verilmemişse, işlemden hemen sonra çıkabilir, yemek yiyebilir ve günlük hayatınıza devam edebilirsiniz.

Tamamen uyanana kadar takip-uyandırma odalarımızda gözlem altında tutulursunuz. Tamamen uyansanız da, anestezinin etkisi az da olsa gün boyu devam edeceğinden (kişinin bilinç, anlayış, hafıza, hareket kontrol ve reflekslerini etkileyeceğinden) yalnız başına evinize veya işyerinize dönmenizi uygun bulmamaktayız. Bu nedenle, bir yakınınızla birlikte merkezimizden ayrılmanızı gerekli görüyoruz. Ayrıca, o gün boyunca herhangi bir araç kullanmamanızı, önemli kararlar almamanızı ve herhangi bir nedenle imza atmamanızı önemle tavsiye ediyoruz. 

İşlemden bir saat sonra yemek yenilebilir ve varsa ilaçlar alınabilir. 

Endoskopi raporu ve CD’sini işlem sonrasında veriyoruz. Eğer biyopsi alınmışsa, onun sonucunu da 4-7 gün içerisinde veriyoruz. 

LÜTFEN, RANDEVU SAATİNDEN YARIM SAAT ÖNCE MERKEZİMİZDE OLUNUZ

ERCP ( Endoskopik Retrograd Kolanjiyo Pankreatografi = ERKP)

ERCP, safra yolları ve pankreas kanalı hastalıklarının tanı ve tedavisinde uygulanan bir endoskopik yöntemdir. Günümüzde, MR teknolojisindeki hızlı gelişmeler nedeniyle (MRCP gibi), ERCP, artık tanı amaçlı kullanılmamakta, sadece tedaviye yönelik uygulanmaktadır.

Neden yapılır?

Tedavi (girişim) amaçlı:

  • Sfinkterotomi: Ana safra kanalı ile ana pankreatik kanalın açıldığı papilla majör denilen yerdeki sfinkter görevi yapan kas dokusu, bu kanallara daha etkili bir şekilde müdahale edebilmek amacıyla, özel kateterler vasıtasıyla kesilip, bu giriş yeri genişletilebilir.
  • Safra kanalı ya da pankreas kanalı taşlarının çıkartılması: Sfinkterotomi işlemi ile genişletilmiş olan giriş yerinden gönderilen balon veya basket kateterler vasıtasıyla, bu kanallardaki taşlar dışarı alınıp, kanallar temizlenebilir.
  • Nazo-biliyer veya nazo-pankreatik kateter yerleştirilmesi: Safra kanalları veya pankreas kanalında bağırsağa akım problemi varsa ve/veya enfeksiyon söz konusuysa, bir ucu safra kanalı veya pankreas kanalı içinde, diğer ucu ise burundan çıkartılarak bir torbaya bağlı olan, uzun bir kateter, geçici olarak yerleştirilebilir.
  • Stent yerleştirilmesi: Safra kanalları veya pankreas kanalında darlık bulunduğunda, safra sıvısı veya pankreas sıvısının bağırsağa akım zorluğunda, sentetik veya metal tüpler (protez, stent) yerleştirilebilir. 
  • Darlıkların balon veya bujilerle genişletilmesi: Safra kanalları veya pankreas kanalındaki bazı darlıklar endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle (balon kateter, buji kateter gibi) genişletilebilir.
  • Kist boşaltılması (drenajı): Karaciğer veya pankreasta, farklı nedenlere bağlı olarak oluşmuş kistler boşaltılabilir, drenajın devamlılığı açısından kateter veya stent yerleştirilebilir.
  • Kanama tedavisi: Kanama saptandığında veya kanama riski yüksek olan lezyonların varlığında (anormal damar gibi) endoskopun içinden geçirilen özel aletlerle kanamanın durdurulmasına çalışılır.  

Nasıl bir hazırlık gereklidir? 

Endoskopik inceleme için midenizin tamamen boş olması gereklidir. Bu nedenle işlemden önceki 8 saat içinde herhangi bir şey yiyip içmemiş olmanız gerekir. 

Önemli bir hastalığınız ya da ilaç alerjiniz varsa işlemden önce doktorunuza söyleyiniz. Ayrıca kan sulandırıcı (Aspirin, Plavix, Persantine, Ticlid, Coumadin, Lovenox, Heparin, Pradaxa, Eliquis, Xarelto gibi) ilaçlar kullanıyorsanız doktorunuzu bu konuda, daha önceden bilgilendiriniz. 

Eğer diabet (şeker) hastası iseniz, işlemden önce insülin kullanmayınız veya şeker hapı almayınız. 

İşlem nasıl yapılır?

Boğazınızı uyuşturacak bir sprey sıkıldıktan sonra yüz üstü yatacaksınız.  Başınız sağa dönük olacaktır. Ağzınıza plastik bir dişlik takılacaktır. Daha sonra yüzeysel bir anestezi ( sedasyon, premedikasyon) ile uyutulacaksınız. Siz uyurken dişlik arasından gönderilen özel bir endoskopla doğrudan yemek borusuna, oradan da mide ve daha sonra oniki parmak bağırsağına girilecektir. Burada, safra kanalı ve pankreas kanalının bağırsağa açıldığı yerden ( Papilla majör, Ampulla Vateri), safra kanalı ve pankreas kanalına ince kateterler göndermek suretiyle bu bölge hastalıklarının tanı ve tedavisi gerçekleştirilir. 

Endoskopik inceleme, nefes almanızı etkileyen bir işlem değildir. Bu nedenle işlem esnasında ağız ve burundan normal nefes almaya devam edersiniz. Yine, bu işlem esnasında herhangi bir ağrı duymazsınız. 

İşlem genellikle 30-60 dakika arasında sürer. Ancak bazı durumlarda bu süre uzayabilir.  

İşlem Sonrası ?

İşlemden sonra odanıza alınırsınız. Burada en az 1 gün süreyle takip edilirsiniz. Bu takip esnasında sadece damar yoluyla serum ve ilaç verilmekte, klinik ve biyokimyasal durumu (kan değerleri) el verinceye kadar, ağız yoluyla beslenmesi kesilmektedir. Ertesi gün sabah, genel durum ve kan değerlerinin uygun olması durumunda kahvaltı verilmekte, ardından taburcu edilmektedir. Eğer ilave takip ve tedaviyi gerektiren bir durum söz konusuysa, birkaç gün daha hastanede kalmak gerekli olabilir.

Endoskopi raporu ve CD’sini işlem sonrasında veriyoruz. Eğer biyopsi alınmışsa, onun sonucunu da 4-7 gün içerisinde veriyoruz. 

MİDEYE BOTOKS UYGULAMASI

OBEZİTE NEDİR

Obezite, insan sağlığının en ciddi ve en yaygın problemlerinden birisi olma konusunda süratle öne doğru çıkmaktadır. Günümüzde, önlenebilir ölümlerin, sigaradan sonra gelen ikinci en önemli nedenidir

Obezite, temel olarak, vücuttaki enerji giriş-çıkışının dengesizliğinden kaynaklanır.  Eğer enerji alımı, sarf edilen enerjiden sürekli olarak daha fazla olursa, biriken ekstra enerji, yağ (trigliserit) olarak depo edilir. 

Genetik, çevresel, davranışsal, biyolojik etkenler ve hayat tarzı gibi çok sayıda faktör, gıda tüketiminin artışında ve aşırı yeme hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Günümüzde, fazla yağ veya şeker içeren, yoğun enerjili gıdaların tüketimi artarken, hareket gerektirmeyen işlerin çoğalması, ulaşımdaki değişim ve kentleşme nedeniyle fiziksel aktivitede azalma oldu. Bütün bunlar da obezitenin daha kolay gelişimine ve toplumda yaygınlaşmasına neden oldu.

Obezite, çok sayıda hastalık için bilinen bir risk faktörüdür. Bunlar içerisinde, kalp-damar hastalıkları (özellikle koroner kalp hastalığı ve hipertansiyon), Tip 2 diyabet gibi metabolik hastalıklar, kas-iskelet sistemi hastalıkları (özellikle osteoartrit: eklemlerde dejenerasyona yol açan hastalık)  ve kanserin bir çok formunu (rahim, meme, yumurtalık, prostat, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve bağırsak kanseri)

Ön planda sayabiliriz.  Ayrıca felç (inme), uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, gastro-özofajeal reflü, polikistik over sendromu ve depresyon gibi birçok sağlık sorununun gelişmesine katkıda bulunmakta ve toplumların sağlık bütçeleri üzerinde büyük yük oluşturmaktadır

Obezitenin Yaygınlığı

Dünyada, yetişkin (18 yaş ve üzeri) nüfusta, obezite sıklığı, 1975 yılından 2014 yılına kadar, erkeklerde üç kat, kadınlarda ise iki kat artmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2016 verilerinde, erişkinlerin 1,9 milyarının aşırı kilolu, bunların 650 milyonunun ise obez olduğu bildirilmiştir. Yani kabaca dünyada yetişkin nüfusun yüzde 39’u aşırı kilolu, yüzde 13’ü ise obezdir. Yine 2016 yılında, 5 yaş altı 41 milyon çocuk fazla kilolu veya obez grubunda yer almıştır. Aynı yıl 5-19 yaş grubunda ise 340 milyon kişinin aşırı kilolu olduğu bildirilmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde halen erişkinlerin yüzde 65’i ya fazla kilolu veya obezdir. Obez olanların oranı, toplumun üçte birinden fazladır.

Ülkemizde de obezite hızla artmaktadır. Türkiye, Avrupa’da yetişkin obezitesinin en sık görüldüğü ülkedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2016’da kadınların yüzde 39,2’si obez, yüzde 69,3’ü fazla kilolu ve obez grubunda sınıflandırıldı. Erkeklerde ise bu oran sırasıyla yüzde 24,4 ve yüzde 64 olarak gerçekleşti.

Obezitenin Değerlendirilmesi

Obezitenin varlığı, beden kitle indeksi (BKİ)(Body Mass Index=BMI) ile belirlenir ve derecelenir. Bu da, kişinin ağırlığının, boyunun karesine bölünmesiyle ortaya çıkar. Şöyle ki: ağırlık (kg)/ boy2 (m).  Beden Kitle İndeksi 30 ve üzerinde olanlar obez olarak kabul edilir.

BKİ’ne göre beden yapıları şu şekilde kategorize edilir:

<18.5: Zayıf, 18.5-24.99: Normal, 25-29.99: Fazla kilolu, 30-34.99: Hafif Obez,     35-39.99: Orta derecede obez, 40-49.99: Morbid (hastalıklı) obez    >50: Süper obez

Bir örnek vermek gerekirse; diyelim ki, kişinin ağırlığı 90 kg, boyu 1.65 m.dir. Bu durumda BKİ; 90/1.65X1.65=33.05 bulunur. Bu sonuç da o kişinin obez olarak değerlendirilmesine yol açar.

Obezitenin değerlendirilmesinde kullanılan diğer bir yöntem de bel çevresi ölçümüdür. Bilindiği gibi, obezitede özellikle karın bölgesinde (abdominal bölge), diğer bölgelere göre daha fazla yağ birikimi söz konusudur. Bel çevresi ölçümü, leğen kemiğinin hemen üst hizasından yapılır. Avrupa’da santral obezite için belirlenmiş bel çevresi sınırı erkekler için ≥ 94 cm ve hamile olmayan kadınlar için ≥ 80 cm olarak kabul edilmektedir. Amerikan toplumu için bel çevresinin erkeklerde ≥102 cm, kadınlarda ≥88 cm olması kabul edilmiştir. Türk toplumunda ise, erkeklerde ≥100 cm, kadınlarda ≥90 cm olması abdominal obezite kriteri olarak önerilmiştir. 

OBEZİTENİN ENDOSKOPİK TEDAVİSİ

Obezitenin tedavisinde bir çok yöntem söz konusudur. 

Maalesef diyet, egzersiz, hayat tarzı değişimi ve ilaç uygulamalarına dayanan geleneksel tedaviler, özellikle de ciddi obez kişilerde çok az yararlı olmaktadır.

Günümüzde, cerrahi yaklaşımlar (obezite cerrahisi=bariatrik cerrahi) en etkili tedavi yöntemidir. Fakat bazı riskler ve komplikasyonlar taşırlar. Ayrıca, obez bireylerin yalnızca yüzde birinin bariatrik tedaviye ulaşabildiği tahmin edilmektedir. 

Yukarda bahsedilen bu iki grup yaklaşım tarzının dışında, bir de endoskopik yöntemler mevcuttur. Bu konuda,  mide içerisine balon yerleştirme, mideye botoks uygulaması, endoskopik mide küçültülmesi (akordeon yöntemi) gibi yöntemler sayılabilir.

MİDEYE BOTOKS (BOTOX) UYGULAMASI

Botoks (Botulinum toksini),  Clostridium Botulinum isimli bakteriden üretilen, protein yapısında bir maddedir. Toksinin, A’dan G’ye kadar isimlendirilen 7 farklı alt tipi mevcuttur. Etkileri birbirine benzerdir. Botulinum toksini, merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sisteminde, sinirsel iletiden sorumlu olan “asetilkolin” isimli maddenin nöromüsküler  kavşaktan (sinir-kas birleşim yeri) salınımını ve etkilerini bloke etme özelliğine sahiptir. Bu şekilde, o bölgedeki kasların kasılması zayıflatılmış veya önlenmiş olur. 

1970’li yıllarda, ilk defa şaşılık için kullanılmasından bu yana, 40 yılı aşkın bir süredir tıbbi tedavide yaygın olarak uygulanmaktadır. 1990’lı yıllarda ise estetik amaçla kullanılmaya başlanmıştır.

1990’dan sonra, sindirim sistemi kasları üzerinde botoksun etkili olduğu gösterilmiştir. Ardından, sindirim sistemi kaslarında görülen birçok çalışma bozukluğu, özellikle de düz kasların spastik hastalıklarının tedavisi için yeni araştırma ve uygulama alanları ortaya çıkmıştır: Diffüz özefageal spazm (yemek borusunun yaygın spazmı), akalazya (mide girişinin spastik darlığı) , oro-faringeal disfaji (yutak-yemek borusu arasında yutma güçlüğü), anal fissür (makat çatlağı) ve anterior rektosel (kalın bağırsağın dışarı sarkması) gibi hastalıklar, bu uygulamalara örnek gösterilebilir. 

2000’li yılların başında, farelerin mide kaslarına botoks uygulamasının iştah azalması ve zayıflamaya yol açtığı gösterilmiştir. Ardından, birçok insan çalışması gerçekleştirilmiştir.

Botoks, midede uygulandığı yerdeki kasların kasılmasını zayıflatarak, mide boşalımını geciktirir. Mide boşalımındaki bu gecikme, iki önemli etkiyle sonuçlanır: erken doyma ve geç acıkma. Bu da, kişinin yeme alışkanlığında değişikliğe yol açarak, kilo vermesinde büyük bir kolaylık sağlar.

Ayrıca, botoks uygulamasının, midenin fundus bölümünden salgılanan ve açlık hissini ortaya çıkaran Ghrelin hormonunun salınımını azalttığı da ileri sürülmüştür. 

Birçok çalışma, obez hastalardaki mide kaslarına botoks enjeksiyonunun, kişilerin belirgin ölçülerde kilo vermesinde faydalı olduğunu desteklemiştir. Bu çalışmaların hepsinde, hastaların diyet ve egzersiz programlarına devamı da sağlanmıştır. 

Botoks uygulamasından faydalanmayı sınırlayan en önemli özellik, botoksun etkisinin 3-8 ay (ortalama 6 ay) gibi kısa bir sürede kaybolmasıdır. Son zamanlarda, mideye botoks enjeksiyonunun, 6 ayda bir olmak üzere 2’den fazla uygulanmasının, daha yüksek oranda bir zayıflama başarısına yol açtığı bildirilmiştir.

Yapılan çalışmaların sonuçlarında, botoks uygulamasının, nadiren bulantı, çok nadiren de, alerjik reaksiyon, geçici kusma, hafif ishal gibi minimal yan etkilere yol açtığı belirtilmiştir. Uygulanan dozlarda botoks, başka organ veya kaslarda herhangi bir etkiye yol açmadığı ve beyin dolaşımına geçmediği gibi, hayati bir riski de söz konusu değildir.

Hastanemizde, Zayıflatma Amacıyla Mideye Botoks Uygulaması

Hastanemizde, mideye botoks enjeksiyonu, bu konuda tecrübeli gastroenteroloji uzmanımız tarafından gerçekleştirilmektedir. İlk önce, istekli olan hastamızla bir ön görüşme-muayene yapılmakta, hastamızın bu tür bir girişim için uygun olup olmadığı değerlendirilmektedir. Bu uygunluk bağlamında ilk şart, kişinin 18 yaş ve üzerinde olmasıdır. Bunun yanında; hastanın endokrinolojik ve psikiyatrik değerlendirmelerden geçmiş olması, diyet ve/veya egzersiz programlarından fayda görmemiş olması, morbid (aşırı) obez olmaması tercih nedenleri arasındadır. 

Uygun bulunan hastamızdan, daha sonraki karşılaştırmalara temel oluşturmak üzere bazı laboratuvar testleri için açlık kanı alınır. Endoskopi ve aynı seansta botoks uygulaması için randevu verilir (Bakınız: Üst GİS Endoskopisi=Özofago-gastro-duodenoskopi).  İlgili sayfamızda açıklandığı şekilde, yüzeyel anestezi (sedasyon, uyutma) altında endoskopik işlem yapılır. Tanısal endoskopi ve mideye botoks uygulaması, ortalama 20 dakika sürmektedir. Kişi, uygulama esnasında ve sonrasında işleme dair hiçbir şey hissetmez. 

Tanısal endoskopi esnasında, hastada ciddi bir bulguya (gözlenen yerlerde ülser, kanser, şiddetli özofajit, şiddetli gastrit, mide fıtığı, organik veya spastik darlık vb.) rastlanırsa, botoks uygulaması yapılmaz. Hastadan botoks uygulaması ücreti alınmaz, sadece tanısal endoskopi ücreti talep edilir. Uygun tedavi verildikten sonra tekrar değerlendirilir. 

Ayrıca, botoks işleminin etkinliğini artırmak (yapılan masraf ile harcanan zaman ve emeğin karşılığını almak, beklentiye ulaşmak) ve bu yolda disipline etmek amacıyla,  arzu eden hastalarımızda, diyetisyenlerimizce, 6 ay süreyle bilgilendirme, yönlendirme, takip ve kontrol hizmeti verilmektedir.

Bütün bu işlemlerin; 

Gastroenteroloji uzmanı muayenesi, 

Kan Testleri+Endoskopik Botoks Uygulaması+ 6 aylık Diyetisyen Takibi (paket fiyat)

maliyeti için, lütfen, hastanemizden (0312 315 55 45) bilgi alınız.

MİDEYE BOTOKS UYGULAMASINDA ANA BAŞLIKLAR

  • Obezite, günümüzde toplum sağlığı ve ekonomisini tehdit eden en yaygın sağlık sorunudur.
  • Botoks, endoskopik olarak mide kaslarına uygulandığında, mide boşalımını geciktiren, bu yolla da erken doymaya ve iştah azalmasına yol açan bir etkiye sahiptir.
  • Ağrısız bir uygulama olup, önemli bir yan etki ve hayati risk söz konusu değildir.
  • Hamilelik öncesinde, sırasında ve emzirme döneminde önerilmez.
  • Ortalama 6 ay içerisinde botoksun etkisi tamamen ortadan kalkar. Uygun görülen (yarar gören) bireylerde, tekrarlanabilir.
  • Kilo vermede, tek başına etkili değildir. Kişinin diyete, daha da iyisi diyet+egzersize devam etmesi gerekir.
  • Özetle, mideye botoks uygulaması; kalıcı bir anatomik veya fizyolojik bozukluğa yol açmayan, güvenli, tekrarlanabilen, özellikle de diyet ve egzersizle birlikte kilo vermeyi kolaylaştıran bir yardımcı zayıflama yöntemidir.