Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Blog Image

Boyun fıtığı nedir? tedavisi nasıl yapılır?

Omurga, vücudumuzun dik durmasını ve hareket etmesini sağlayan önemli bir yapıdır. Bu yapı, omur adı verilen kemiklerden oluşur ve her bir omur, aralarında bulunan disklerle desteklenir. Bu diskler, omurlar arasındaki yükü dağıtarak hareketin rahat olmasını sağlarlar.

Omurganın ortasından geçen bir sinir ağı olan omurilik bulunur. Boyun bölgesinde, 7 omur ve bu omurların arasında 5 disk bulunur. Bu diskler, içerisinde jelatin benzeri bir madde olan nükleus pulpozus adı verilen bir yapı içerirler. Disklerin dış kısmı ise sert bir doku olan anulus fibrosus ile kaplıdır ve çeşitli bağ dokuları ve kaslar gibi yapılar tarafından desteklenirler.

Bu boyun omurlarından ilki, kafatasının hemen altında bulunur ve “atlas” adı verilir (C1 omuru). Atlas omuru, başın dönme hareketlerinde görev alır, ve C2 omuru ile birlikte çalışır. Boyun bölgesinde toplam 7 omur bulunur ve bu omurlar arasından 8 çift sinir kökü çıkar. Omurga bölgesinde meydana gelen herhangi bir değişiklik, bu sinirlere doğrudan etki edebilir veya omur kanalına baskı yaparak çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Boyun fıtığı nedir?
Boyun fıtığı neden olur?
Boyun fıtığının belirtileri nelerdir?
Boyun fıtığı nasıl teşhis edilir?
Boyun fıtığı tedavisi nasıl yapılır?

Boyun fıtığı nedir?

Omurga kemikleri arasında yer alan diskler, vücudun hareketleri sırasında oluşan şok dalgalarının emiliminden sorumlu olan bir jelatinimsi madde içerirler. Bu disklerde meydana gelen hasar sonucu, bu jelatinöz madde omurilik kanalına doğru yer değiştirir ve buna disk fıtığı denir.

Boyun fıtığı neden olur?

Fıtık oluşumunun nedenleri arasında travmalar, aşırı zorlanma, uzun süre hareketsizlik ve disklerin yaşlanmaya bağlı olarak su kaybetmesi sayılabilir. Diskin dış tabakası aşındığında veya yırtıldığında içerisinde bulunan jelatinöz sıvı, omur ve sinir boşluklarına sızabilir. Bu duruma boyun fıtığı denir. Disk, zamanla normal işlevini kaybedebilir ve sertleşebilir, çevresindeki sinirlere baskı yapabilir. Fıtıklaşan bölge, disk yapısının omurilik kanalına doğru uzanması ve buradaki sinirleri etkilemesi sonucu, vücut iltihabi bir tepki verir ve bu nedenle boyun fıtığına özgü belirtiler ortaya çıkar. Genellikle boyun bölgesindeki fıtık, omurların arka ve yan taraflarında bulunan anulus fibrozus adı verilen destek yapısının daha ince olduğu bölgelerde meydana gelir.

Başlıca boyun fıtığı risk faktörleri, uzun süre boyun hareketsiz tutmak, uzun süre bilgisayar veya televizyon karşısında oturmak, düzenli egzersiz yapmamak ve soğuk hava koşullarının olduğu ortamlarda bulunmaktır. Ayrıca, aile geçmişi de boyun fıtığı riskini etkileyebilir. Eğer bir kişinin ailesinde boyun fıtığı öyküsü varsa, bu kişinin kendisinde de boyun fıtığı gelişme olasılığı daha yüksektir. Boyuna alınan darbeler veya geçirilen kaza gibi travmatik olaylar da boyun fıtığına yol açabilir. Ayrıca, meslek hastalığı olarak kabul edilen mesleklerde çalışanlarda, örneğin ev hizmetlerinde çalışanlar, şoförler, bankacılar ve uzun süre bilgisayar kullanması gereken meslek sahiplerinde boyun fıtığı daha sık görülür.

Yaşlanma süreci, boyun fıtığı riskini artırabilir. Yaş ilerledikçe omurlar arasındaki disklerde dejenerasyon meydana gelebilir. Jelatinöz özelliğini kaybeden destek maddesi, zaman içinde fıtık oluşumuna zemin hazırlar.

Boyunda kronik boyun fıtığı, genellikle sinsi başlar ve belirtiler zamanla ilerleyebilir. Ancak travma veya diğer nedenlerle ani olarak oluşan akut boyun fıtığında, belirtiler olayın hemen ardından başlar ve daha ciddi olabilir.

Boyun fıtığının belirtileri nelerdir?

Boyun bölgesindeki fıtık riski, yaşla birlikte hem kadınlarda hem de erkeklerde artar. Boyun fıtığı özellikle 30 ile 50 yaş arasındaki bireylerde daha sık görülür. Bu durum kadınlarda, erkeklere göre 1,5 kat daha fazla karşılaşılan bir sorundur.

Toplumda sıkça görülen boyun ağrısının en önemli nedenlerinden biri boyun fıtığıdır. Boyun fıtığı genellikle 5. ve 6. omurlar arasında, ikinci sıklıkta ise 6. ve 7. omurlar arasında meydana gelir. Bunun nedeni, bu omurların daha fazla hareket etmesi ve daha fazla stres altında olmalarıdır. Boyun fıtığı geliştiğinde çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir:

Boyun, sırt, kol ve omuz ağrısı
Kol ve el uyuşması ve his kaybı
Kollarda karıncalanma
Kollarda güç kaybı
Reflekslerde azalma
Kollarda incelme
Bu belirtiler, radikülopati olarak adlandırılan bir durumu ifade eder. Radikülopati, fıtıklaşma sonrasında bölgede başlayan ve vücudun alt kısımlarına doğru yayılan şikayetleri tanımlar. Boyun fıtığı sonrasında kişinin boynunda başlayan ağrı, omuz, kol ve eline doğru yayılabilir. Ağrıya ek olarak, servikal radikülopati tespit edilen kişilerde boyundan ellerine doğru yanma, karıncalanma ve güçsüzlük gibi belirtiler de görülebilir. Bu nedenle tedavi edilmemiş ve ilerlemiş vakalarda etkilenen bölgelerde tam his kaybı ve felç gelişme riski olduğu için dikkatli olunmalıdır.

Boyun fıtığı nasıl teşhis edilir?

Hasta, yukarıda sıralanan şikayetlerle doktora başvurduğunda, doktor öncelikle ayrıntılı bir fizik muayene yapar. Ardından, çeşitli biyokimyasal testler ve MRI, bilgisayarlı tomografi ve EMG gibi radyolojik testler isteyebilir. Bu testler, boyun fıtığının konumunu, şiddetini ve sinirlerin etkilenme derecesini belirlemeye yardımcı olabilir.

Biyokimyasal laboratuvar testleri, boyun fıtığı şikayetleriyle başvuran kişilerde altta yatan herhangi bir romatolojik veya kanser gibi ciddi bir hastalığın olup olmadığını belirlemekte etkilidir.
X-ray (düz röntgen), boyun fıtığı teşhisi için istenebilecek ilk radyolojik testtir. Omurgayı oluşturan kemiklerin düzenini ve bu kemiklerde herhangi bir dejenerasyonun olup olmadığını değerlendirmek için x-ray görüntüleri fikir verebilir. Kemiklerin yapısını en iyi şekilde gösteren radyolojik test ise bilgisayarlı tomografidir (BT). BT, aynı zamanda fıtıklaşmış bölgedeki kalsifikasyon (kireçlenme) gibi kimyasal değişiklikleri tespit etmek için kullanılabilir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRI), özellikle fıtıklaşmanın meydana geldiği bölgedeki yumuşak doku değişikliklerini ve fıtığın tam olarak görüntülenmesini sağlamak için ideal bir radyolojik testtir. MRI ayrıca sinir kökünün çıkış noktasını incelemeye olanak tanır ve fıtığın detaylı bir analizi için önemli bir radyolojik inceleme yöntemidir.
Radyolojik yöntemler dışında, elektromiyografi (EMG) ve sinir iletim çalışmaları gibi elektro tanısal işlemlerden de boyun fıtığı teşhisinde yararlanılabilir. Bu testler özellikle servikal radikülopati (sinir kökü basısına bağlı ağrı) gelişen hastalarda teşhis açısından önemlidir.

Doktorun yaptığı fizik muayene ile hastanın eklem hareket genişliği ne kadar etkilendiği ve hareketlerin şikayetleri nasıl etkilediği incelenir. Şikayetlerin bazıları belirli sinir kökleri ile ilişkilendirilebilir ve bu belirtiler, radyolojik tanısal girişimler öncesinde lezyonun omurganın hangi bölgesinde olduğuna dair ipucu verebilir:

C2 Sinir Kökünün Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

C2 sinir kökünün etkilenmesi sonucu göz ve kulaklarda ağrı hissi ve baş ağrısı gibi belirtiler meydana gelebilir. Bu bölgenin lezyonları özellikle romatoid artrit gibi romatizmal hastalığa sahip kişilerde kafatası ile birinci omur olan atlas arasındaki bir probleme işaret edebilir ve bu nedenle önemlidir.

C3, C4 Sinir Köklerinin Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

C3 ve C4 sinir köklerinin etkilenmesi, boyun fıtığı hastalarında hassaslık ve spazm gibi hafif şikayetlere neden olabilir.

C5 Sinir Kökünün Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

C5 sinir kökünün etkilenmesi, boyun ve omuz ağrısına ek olarak kolların yan taraflarında his kaybı gibi belirtilere yol açabilir. Kol ve el hareketlerinin kısıtlanması da mümkündür. Hastanın biceps (dirsek içi) refleksi azalmış olarak saptanabilir.

C6 Sinir Kökünün Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

C6 sinir kökünün etkilenmesi, boyun ve omuz ağrısına neden olur ve aynı zamanda kolların ve ellerin yan taraflarında his kaybına yol açabilir. Bazı el ve kol hareketleri etkilenebilir ve hastanın bu hareketleri yapmakta zorlanabileceği görülebilir. Hastanın brakioradial (dirsek yanı) refleksi azalmış olarak saptanabilir.

C7 Sinir Kökünün Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

C7 sinir kökünün etkilenmesi, boyun ve omuz ağrısına yol açar ve aynı zamanda ön kolun arka kısmı ve orta parmağında his kaybı ve el bileği ile dirsek hareketlerinin kısıtlanması gibi belirtilere neden olabilir. Triceps (arka kol) refleksi azalmış olarak tespit edilebilir.

C8 Sinir Kökünün Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

C8 sinir kökünün etkilenmesi, boyun ve omuz ağrısına ek olarak ön kolun ve elin orta kısmında his kaybı gibi belirtilere yol açabilir. Aynı zamanda bazı parmakların hareketlerinin ve elin kavrama hareketinin etkilenmesi görülebilir.

T1 Sinir Kökünün Etkilenmesi Sonucu Oluşan Belirtiler

T1 sinir kökünün etkilenmesi durumunda boyun ve omuz ağrısı en yaygın belirtilerdir. Bu şikayetlere el parmağı hareketlerinde güçsüzlük ve ön kolun orta kısmında his kaybı eşlik edebilir.
Kişilerde en sık tespit edilen belirtiler boyun ağrısı ve tek taraflı kola doğru yayılan uyuşma, hissizlik ve karıncalanma gibi şikayetlerdir. Boyun fıtığı hastalarında boyun ağrısı ve diğer şikayetlere eşlik eden bazı belirtilerin, ciddi bir kanser veya enfeksiyon hastalığına işaret edebileceği için önemlidir.

Boyun fıtığında “alarm belirtileri” olarak adlandırılan çeşitli durumlar vardır:

Ateş, üşüme, titreme
Gece terlemeleri
Açıklanamayan kilo kaybı
Hastanın öyküsünde kanser, eklem iltihabı veya tüberküloz, HIV gibi bir enfeksiyon hastalığının bulunması
Çeşitli sağlık sorunları veya organ nakilleri sonrasında bağışıklığı baskılayıcı ilaçların kullanılması
Ağrının hiçbir şekilde hafiflememesi
Fizik muayene sırasında doktorun vertebralara dokunmasının ardından hassasiyet hissedilmesi
Boyun bölgesinde bulunan lenf bezleri ile ilgili problemlerin görülmesi (servikal lenfadenopati)
Yukarıdaki belirtilerden herhangi birinin varlığı durumunda, en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak beyin cerrahisi ve fizik tedavi uzmanı hekimlere danışmanız önerilir.

Boyun fıtığı tedavisi nasıl yapılır?

Tedavinin birinci önceliği, hastanın eğitimidir. Hastaya doğru duruş ve oturma pozisyonu öğretilir ve ağır yükler taşımaktan kaçınılması gerektiği vurgulanır. Hastalar, tedavi sürecinde lokal ısı tedavisinden önemli ölçüde fayda sağlayabilirler.

İlaç tedavisi olarak ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler kullanılır. Fizik tedavi seansları da konservatif (ilerlemeyi engelleyici) tedavi planının bir parçası olarak uygulanabilir. Akut (ani başlangıç) dönemde ilk üç gün boyunluk kullanımı hastayı rahatlatabilir. Ancak uzun süre boyunluk kullanımı, boyun kaslarını zayıflatabileceği için tavsiye edilmez. Deneyimli fizik tedavi uzmanları tarafından yönlendirilen boyunda itme, çekme ve germe egzersizleri yapılabilir. Boyun omurgasını çevreleyen kasları güçlendirmek için boyun fıtığı egzersizleri önerilir.

Bu egzersizlerin doktor denetiminde ve önerisiyle yapılması önemlidir, çünkü bilinçsizce uygulanmaları mevcut sorunu kötüleştirebilir:

Boyun Germe Egzersizi

Bu egzersiz, sırt üstü yatak gibi düz bir zeminde başın yavaşça arkaya doğru hareket ettirilmesiyle gerçekleştirilir. Baş, arkaya uzatıldığında boyunda gerginlik hissedildiğinde, kişi bu pozisyonda 1 dakika boyunca tutulur ve ardından 1 dakika dinlenir. Bu egzersiz yaklaşık olarak 5-15 tekrar yapılır ve belirtilerin şiddetlenmesi durumunda egzersiz kesilir.

Boyun germe egzersizi aynı zamanda yüz üstü yatarken başın yukarı doğru hareket ettirilmesiyle de yapılabilir. Bu egzersizin süresi 5 ile 10 saniye arasındadır ve 15-20 kez tekrarlanır.

Boyun Retraksiyon (Çekme) Egzersizi

Bu egzersiz, sırt üstü yatarken kolların iki yanda olmasıyla gerçekleştirilir. Retraksiyon egzersizi, çenenin göğüse doğru hareketi ile yapılır. Çene göğüse ulaştığında, kişi bu pozisyonda 5-10 saniye boyunca tutulur ve egzersiz yaklaşık olarak 15-20 kez tekrarlanır.

Bu egzersizlerin amacı, fıtıklaşma bölgesindeki kan akışını artırmak, stresi azaltmak ve kasları güçlendirmektir. Ayrıca boyun fıtığı hastalarının iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilecek koşma, zıplama, ağır kaldırma ve ani hareketler gibi aktivitelerden kaçınmaları önemlidir. Bu tür zararlı aktivitelerin sonuçları uzun vadede yaşanabileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Boyun fıtıklarının çoğu ameliyat gerektirmeden tedavi edilir. Ancak hastanın kol ve ellerinde ilerleyici güç kaybı varsa veya diğer tedavi yöntemleri işe yaramıyorsa cerrahi düşünülebilir. Boyun fıtığı ameliyatı, beyin cerrahları tarafından gerçekleştirilen bir cerrahi işlemdir.

Boyun Fıtığı Tedavisinde Spinal Enjeksiyon Yöntemi

Eğer kişinin çok şiddetli kol ağrıları varsa, doktor omurilik içindeki epidural boşluğa kortizon ilaçlarını enjekte edebilir. Spinal enjeksiyon yöntemi, radyolojik görüntülemeler kullanılarak doğrudan fıtıklaşma bölgesine uygulanan bir tedavi prosedürüdür. Bu tedavi, sinir ve diskteki ödem ve inflamasyonu azaltmayı amaçlar. Kortizon enjeksiyonları, bazı şikayetlerin uzun bir süre boyunca hafifletilmesine yardımcı olabilir.

Boyun Fıtığı Ameliyatı Hakkında Genel Bilgiler

Boyun fıtığı hastalarının yaklaşık %10’u cerrahi müdahale gerektirebilir. Bu ameliyat, diskin sinire baskı yapmasını önlemek için diskten baskı yapan kısmının çıkarılmasını amaçlar.

Bu ameliyat, laminektomi veya diskektomi olarak adlandırılabilir, uygulanan prosedüre bağlı olarak. İlerlemiş ve nörolojik sorunların eşlik ettiği durumlarda veya diğer tedavi yöntemleri etkisiz olduğunda, diskektomi ameliyatı, diskin çıkarılması ve tekrar fıtıklaşmanın önlenmesi için yapılır.

Laminektomi işlemi, cerrahın sinir köklerinin çıktığı bölgeyi genişlettiği bir işlemdir ve küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilir. Cerrah bu işlemi mikroskop yardımıyla yapabilir.

Günümüzde özellikle bel bölgesindeki fıtıklaşmış diskler, tamamen çıkarılmakta ve yerine protezler yerleştirilebilmektedir. Bu işlem genel anestezi altında gerçekleştirilir, ancak protez uygulaması her hasta için uygun olmayabilir. Özellikle fıtıklaşma ile birlikte çeşitli eklem iltihapları veya osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumları olan kişilerde, omurganın birçok bölgesinde dejenerasyon meydana geldiği için bu kişilerde protez kullanımı önerilmeyebilir.