Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Blog Image

HIV/AIDS Hastalığı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Son Güncelleme Tarihi : Temmuz 1, 2024

AIDS, HIV virüsünün vücuda saldırması sonucu gelişen edinilmiş bağışıklık yetersizliği sendromudur. HIV, vücuttaki bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini azaltır. AIDS’in belirtileri arasında kilo kaybı, gece terlemeleri, ishal ve yüksek ateş bulunur. HIV virüsü nedeniyle ortaya çıkan AIDS’i kesin olarak tedavi etmek mümkün değildir, ancak ilaçlarla kontrol altına alınmaya çalışılır.

HIV/AIDS Hastalığı Nedir?
HIV/AIDS Neden Olur?
HIV/AIDS Nasıl Bulaşır?
HIV/AIDS Belirtileri Nelerdir?
HIV/AIDS Nasıl Teşhis Edilir?
HIV/AIDS Testi Nedir?
HIV/AIDS Nasıl Tedavi Edilir?
AIDS / HIV Hakkında Sık Sorulan Sorular

HIV/AIDS Hastalığı Nedir?

AIDS, HIV virüsünün vücudu zayıflatarak hastalıklara karşı direnci azaltması sonucu oluşur. Bu durum, normalde kişinin baş edebileceği enfeksiyonlarla bile mücadele edemeyen bir bağışıklık sistemi yaratır. AIDS, kronik ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durumdur ve virüs vücuda girdikten sonra ömür boyu kalır. AIDS’in yaygın belirtileri arasında kilo kaybı, ishal, gece terlemeleri, sürekli yüksek ateş ve ağız içinde yaralar bulunur. AIDS’in teşhisi için genellikle testler yapılması gereklidir. HIV virüsünün en yaygın bulaşma yolları ise korunmasız cinsel ilişki ve iğne paylaşımıdır.

HIV/AIDS Neden Olur?

HIV virüsü, vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini zayıflatır. Beyaz kan hücrelerinden olan CD4 T hücrelerini yok ederek vücudu savunmasız bırakır. CD4 T hücrelerinin azalmasıyla birlikte bağışıklık sistemi daha zayıf hale gelir. HIV enfeksiyonu olan kişiler, yıllarca belirti göstermeden önce enfeksiyonu taşıyabilirler. AIDS teşhisi genellikle CD4 T hücre sayısının 200’ün altına düşmesi veya ciddi enfeksiyonlar gibi belirtiler gösterdiğinde konur. HIV, kan, meni, vajinal sıvılar, anne sütü ve rektal sıvılar yoluyla bulaşabilir. Cinsel ilişki ve iğne paylaşımı HIV’in en yaygın bulaşma yollarıdır.

HIV/AIDS Nasıl Bulaşır?

HIV, ağız, anüs, penis, vajina veya kırık deri yoluyla vücuda girebilir. Deride kesik ya da yara olmadığı sürece HIV bulaşma riski azalır. Ayrıca, hamile bir anneden bebeğe de geçebilir. Kadınların AIDS konusunda bilgilendirilmesi ve gerektiğinde test yapılması önerilir. Hamilelik sırasında alınacak önlemlerle bulaşma riski azaltılabilir.

HIV/AIDS Belirtileri Nelerdir?

Enfekte olmuş bir kişi ile temas sonrası 2-4 hafta içinde HIV virüsü vücuda girebilir ve bu durum grip benzeri semptomlara neden olabilir. AIDS’in yaygın belirtileri arasında kilo kaybı, yüksek ateş, titreme, gece terlemesi, ishal, lenf düğümlerinde şişme, ağız içinde yaralar, vücutta lekelenme, kas ağrıları ve döküntüler bulunmaktadır.

HIV virüsü ile enfekte olan kişilerin bağışıklık sistemi ciddi şekilde hasar gördüğünde, ortaya çıkan AIDS belirtileri şunlardır:

Hızlı kilo kaybı
Tekrarlayan ateş
Gece terlemeleri
Aşırı ve nedeni bilinmeyen yorgunluk
Koltuk altı, kasık veya boyun lenf bezlerinde büyüme
Ağız, makat veya genital bölgede oluşan yaralar
Akciğer enfeksiyonları
Cilt, ağız, burun veya göz kapaklarında lekelenmeler
Hafıza kaybı
Depresyon
Nörolojik bozukluklar
Titreme
İshal
Kas ağrıları
Boğaz ağrısı
Baş ağrısı
Mide bulantısı ve kusma
Deri döküntüsü
Mantar enfeksiyonları
Akciğer iltihaplanması
Zona hastalığı

HIV virüsünün vücuda girmesiyle enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelen bağışıklık sistemi düşer. Bu durum, meydana gelen enfeksiyonlar, hormonal ve metabolik değişiklikler veya HIV ilaçlarının yan etkileri kişide kilo kaybına neden olabilir.

Vücuda HIV virüsü girdiğinde bağışıklık sistemi, antikorlar üreterek yanıt verir ve bu aşamada genellikle ateş yükselir, tekrar eden ateş ortaya çıkar. Bu duruma “serokonversiyon” denir.

HIV’li kişilerde semptom olarak hem ateş hem de gece terlemeleri görülebilir. Bu semptomlar, vücudun virüsle mücadele ettiğini gösterir. Lenf bezlerinde şişme, enfeksiyonun lenf sıvısı yoluyla düğümlere ulaşması sonucu ortaya çıkar. AIDS hastalığında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle vücut, enfeksiyonlarla mücadele etmekte zorlanır ve bu durumun yansıması olarak ağız içinde yaralar oluşabilir.

HIV ile ilişkilendirilen AIDS hastalığı, virüsün bağışıklık sistemine olan etkisi nedeniyle vücutta mor veya pembemsi renkte yaraların oluşmasına neden olabilir. AIDS aynı zamanda sindirim sistemi ve bağırsakları etkileyerek kişinin ishal yaşamasına yol açabilir.

HIV beyindeki sinir hücrelerine zarar verebilir, hafıza kaybına neden olabilir. HIV virüsü, genel inflamasyona sebep olarak yaşlanma süreçlerinin yanı sıra hafıza kaybına da yol açabilir. HIV enfeksiyonu eklem ve kas ağrılarına neden olabilir, eklemlerin etrafındaki yumuşak dokularda iltihaplanmaya ve ağrılı reaksiyonlara yol açabilir.

HIV/AIDS Nasıl Teşhis Edilir?

HIV enfeksiyonu riski taşıyan kişilerin mutlaka test yaptırmaları gerekmektedir. Nükleik asit testleri (NAT, PCR) genellikle riskli temas sonrası 10-33 gün içinde HIV enfeksiyonunu gösterebilir. Damardan alınan kanla yapılan antijen/antikor testleri ise riskli temastan 18-45 gün sonra sonuç verebilir. HIV enfeksiyonunun teşhisi genellikle ELISA testi ile başlar ve pozitif bulunması durumunda doğrulama testleri (Western Blot) uygulanır. Virüsün genetik maddesinin varlığını ve miktarını saptayan PCR testleri ise tanıda ve tedavinin takibinde kullanılabilir.

HIV/AIDS Testi Nedir?

ELISA testi olarak da bilinen HIV testi, bir antijen (örneğin, mikroorganizmanın özel bir proteini) ile bir antikor arasındaki reaksiyonu göstererek çeşitli hastalıkların teşhisinde kullanılan bir testtir. Test sonuçlarını görünür hale getirmek için bir enzimden yararlanılır. ELISA testi, enfeksiyon etkenleri veya bu etkenlere karşı vücudun ürettiği antikorları belirleyebilir.

Anti HIV pozitif ne demek?

Pozitif bir HIV antikor testi, vücudun HIV’ye maruz kaldığı ve bu nedenle antikor ürettiği anlamına gelir. Pozitif bir HIV testi alan bir kişi, bu teşhisi doğrulamak için ek testlere tabi tutulabilir.

HIV/AIDS Nasıl Tedavi Edilir?

AIDS hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, günümüzde kullanılan üçlü ilaç tedavileri, kandaki virüs miktarını büyük ölçüde azaltabilir ve bağışıklık sistemini uzun süre koruyabilir. Ancak, HIV enfeksiyonunu tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu ilaçların ömür boyu kullanılması gerekebilir.

AIDS / HIV Hakkında Sık Sorulan Sorular

AIDS ilk belirtisi nedir?

AIDS’te, bağışıklık sisteminin ciddi şekilde zarar görmesi sonucu hızlı kilo kaybı, gece terlemeleri, tekrar eden ateş, aşırı yorgunluk, lenf bezlerinde şişme, ağız ve cinsel organlarda oluşan yaralar, deri döküntüleri ve kronikleşen ishal gibi belirtiler görülür.

AIDS belirtileri vücudun neresinden başlar?

Erken dönemde AIDS belirtileri arasında en sık karşılaşılanı, boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ağrısız şekilde şişen lenf düğümleridir. Ayrıca, kan damarı duvarlarında tümör oluşumunu içeren Kaposi sarkomu, genellikle ciltte ve ağızda pembe, kırmızı veya mor lezyonlar şeklinde belirir.

AIDS kesin tedavisi var mı?

AIDS hastalığının kalıcı ve kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, semptomların iyileştirilmesi, şikayetlerin azaltılması ve ölümcül etkilerin önlenmesi amacıyla ömür boyu ilaç tedavisi uygulanır.

HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?

Yüksek riskli durumlarda, HIV ilaçları (antiretroviral ilaçlar) korunma amacıyla kullanılabilir. Bu konuda bir uzmana başvurarak uygunluğun değerlendirilmesi ve gerekiyorsa koruyucu tedaviye hemen başlanması önemlidir. HIV aşısı için yapılan araştırmalar devam etmektedir, ancak şu anda kullanılan bir aşı bulunmamaktadır.

AIDS öldürür mü?

Dikkate alınmayıp ilaç tedavisiyle kontrol altına alınmayan AIDS vakalarında, zayıflamış bağışıklık sisteminden kaynaklanan enfeksiyon veya kanser durumu gelişirse hastalık ölümcül olabilir.

Anti HIV kaç olmalı?

Anti-HIV değeri, kanda ölçülen bir parametredir ve genellikle 0.90 değerinin altında ise durum “anti-HIV negatif” olarak değerlendirilir. Öte yandan, 1.10’un üstündeki değerler “anti-HIV pozitif” olarak kabul edilir ve bu durum, kişinin HIV virüsüyle enfekte olduğunu gösterir.

HIV taşıyıcı anne bebeğini emzirebilir mi?

HIV, anne sütünde bulunabilen bir virüs olduğundan, bu enfeksiyonu taşıyan annelerin bebeğini emzirmemesi önerilmektedir.