Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Blog Image

Şizofren Nedir?

Son Güncelleme Tarihi : Temmuz 1, 2024

Şizofreni, sanrılar, halüsinasyonlar, düzensiz konuşma veya katatonik davranışlar gibi belirtilerle karakterize edilen bir zihinsel bozukluktur. Bu hastalık, duygusal tepki yeteneğinin kaybı, aşırı ilgisizlik ve günlük yaşamda işlevsellik düzeyinde belirgin bir bozulma ile kendini gösterir. Şizofreni hastaları, gerçek ile hayal arasındaki ayrımı yapmakta zorlanabilirler, gördükleri, duydukları ya da yaşadıklarıyla ilgili yanlış inançlar geliştirebilirler. Sanrılar, halüsinasyonlar, konuşma ve duygusal ifade zorlukları, şizofreninin belirgin belirtileri arasında yer alır. Bu hastalık ilaçlarla tedavi edilebilir, ancak nüksün önlenmesi için genellikle ömür boyu tedavi gerekebilir.

Şizofren Nedir?
Şizofreni Belirtileri Nelerdir?
Şizofreni Neden Olur?
Şizofreni Çeşitleri Nelerdir?
Şizofreni Tanısı Nasıl Konulur?
Şizofreni Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Şizofreni Hakkında Sık Sorulan Sorular 

Şizofren Nedir?

Şizofreni, genellikle paranoyak düşünceleri, halüsinasyonları (var olmayan şeyleri görmek veya duymak gibi), düzensiz düşünce ve davranışları içeren bir ruh hastalığıdır. Bu kronik psikiyatrik rahatsızlık, günlük yaşamda zorluklara yol açar. Genellikle yavaşça ortaya çıkan bu psikiyatrik rahatsızlık, erken teşhis ve tedavinin büyük önem taşıdığı bir hastalıktır. Şizofreni belirtileri arasında paranoia, halüsinasyonlar, korku ve panik gibi durumlar bulunur. Şizofreni hastaları genellikle şiddet eğilimine sahip değildirler, bu nedenle toplum içinde yaşamlarına devam edebilirler. Hastalık öncesi dönem, prodrom denilen dönemde belirgin olmayan belirtilerle başlayabilir ve sinsi bir şekilde ilerleyebilir ya da ani bir şekilde ortaya çıkabilir. Bu öncesi belirtiler genellikle sosyal çekilme, arkadaşlardan ve aktivitelerden uzaklaşma, konuşmada azalma ve garip ilgi alanları gibi şeyleri içerebilir.

Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

Anormal davranışlar, odaklanma zorluğu, abartılı hareketler, söylenenleri dinlememe gibi belirtiler, şizofreninin işaretleridir. Şizofreni belirtileri her hasta için farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Şizofreninin alevlendiği dönemde, en sık görülen belirtiler arasında sanrılar, halüsinasyonlar veya düzensiz konuşma yer alır. Bu belirtiler genellikle kişinin hasta olduğunu anlamaması ve içsel farkındalığın eksikliğiyle ilişkilendirilir.

Şizofreni belirtileri kişiden kişiye değişebilse de genellikle üç ana kategoriye ayrılabilir: Psikotik belirtiler, Negatif belirtiler ve Bilişsel belirtiler.

Psikotik Belirtiler:
Psikotik belirtiler, kişinin dünyayı algılama, düşünme ve davranma deneyimlerine dayanan şizofreni belirtileridir. Psikotik belirtileri olan kişiler, gerçekliği kaybederek dünyayı farklı bir şekilde deneyimleyebilirler. Bazı şizofreni hastalarında bu belirtiler aralıklarla ortaya çıkabilir. Psikotik belirtiler şunları içerebilir:

Halüsinasyonlar (varsanılar): Gerçekte olmayan şeyleri görmek, duymak veya hissetmek gibi belirtiler. Şizofreni hastaları, uzun süre boyunca bu tür sesleri duyabilirler, ve bu sesler genellikle aileleri veya arkadaşları tarafından fark edilmeden önce yaşanır. Duyma, koklama, tatma ve hissetme duygularında değişiklikler gözlemlenebilir.
Sanrılar (hezeyan): Sanrıya sahip olan kişiler, çevrelerindeki insanlara mantıksız tepkiler verebilirler. Bu sanrılar, kişinin kendini tehlikede hissettiği ve başkalarının ona zarar vermeye çalıştığı inancını içerebilir. Düşünce bozukluğu: Bir kişi mantıksız veya sıradışı düşünce biçimlerine sahip olduğunda, şizofreni belirtileri arasında sayılabilir. Düşünce bozukluğu, kişinin konuşmasını ve düşüncelerini etkileyebilir. Bazı durumlarda, kişi aniden konuşmayı keser ve farklı konulara atlar. Sözcüklerin anlamsız bir şekilde sıralandığı durumlar da düşünce bozukluğunu gösterebilir.
Hareket bozukluğu: Bir kişi anormal vücut hareketleri sergilediğinde şizofreni belirtisi olarak kabul edilebilir. Hareket bozukluğu yaşayan kişiler, belirli hareketleri tekrarlayabilirler.

Negatif Belirtiler:
Negatif belirtiler, günlük aktivitelere ilginin azalması, motivasyon eksikliği, sosyal geri çekilme, duygusal ifade zorluğu veya normal işlevselliğin dışında davranışları içerir. Negatif belirtiler şunları içerebilir:

Günlük aktiviteleri planlamakta ve bu planlara uymakta zorluk yaşama
Günlük yaşamdan zevk almakta zorluk yaşama
Donuk bir sesle konuşma
Sınırlı yüz ifadesi gösterme
Sosyal etkileşimden kaçınma
Enerjinin çok düşük olması
Pasif faaliyetlere fazla zaman harcama

Bu semptomlar, bazen depresyon veya diğer ruh hastalıkları ile karıştırılabilir.

Bilişsel Belirtiler:
Bilişsel belirtiler, uzun süreli konsantrasyon bozukluğu ve hafıza sorunlarını içerir. Bu belirtiler, konuşmaları takip etmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi veya randevuları hatırlamayı zorlaştırabilir. Şizofreninin bilişsel belirtileri şunları içerebilir:

Karar verme, anlama ve kavrama sorunları yaşama
Bilgiyi öğrendikten hemen sonra kullanmakta zorluk çekme
Odaklanma veya dikkat etmede zorluk yaşama

Özetle, yukarıdaki belirtilere sahip bir kişiye şizofreni teşhisi konulabilir: Halüsinasyonlar, gerçek dışı inançlar, motivasyon eksikliği, yavaş hareket, uyku düzeni bozukluğu, düzensiz düşünce ve konuşma, sosyal izolasyon, ışık ve gürültüye hassasiyet, kişisel hijyen eksikliği, beden dilinde değişiklikler ve sosyal aktivitelere ilgi kaybı gibi belirtiler.

Şizofreni Neden Olur?

Şizofreni, birçok faktörün etkisi altında gelişen bir bilişsel bozukluktur ve genetik yapı, enfeksiyon hastalıkları gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Şizofreni, karmaşık nedenlere dayalı bir rahatsızlık olarak kabul edilir. Genetik faktörlerin şizofreni ile ilişkili olduğu gösterilmiştir, özellikle bazı ailelerde şizofreni vakalarının daha sık görülmesi bu bağlantıyı destekler. Ayrıca, çevresel faktörler, anne adayının gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlar gibi etkenler, şizofreninin olası nedenleri arasında yer alır. Bunun yanı sıra, beyin yapısı ve gelişimi ile ilgili çeşitli teoriler de öne sürülmüştür.

Şizofreni Çeşitleri Nelerdir?

Güncel sınıflandırma sistemine göre, şizofreninin alt tipleri kaldırılmıştır. Ancak eski sınıflandırma sistemine göre şizofreni türleri aşağıda belirtilmiştir:

Paranoid Şizofreni: Bu türde, sanrılar ve halüsinasyonlar öne çıkar, bilişsel bozukluklar daha geride kalır ve işlevsellik daha iyi korunabilir.

Dezorganize (Hebefrenik) Şizofreni: Konuşma, davranış ve duyguların organizasyonu bozulur, anlamsız gülmeler ve yüz ifadeleri görülebilir. Günlük yaşam etkinlikleri ve öz bakım becerileri ciddi derecede bozulabilir. Bu türde, organize olmayan bölük pörçük sanrılar veya varsayımlar ortaya çıkabilir.

Katatonik Şizofreni: Motor hareketlerde azalma, aşırı negativizm, konuşmama, aşırı motor etkinlik, karşıdakinin söylediklerini ve hareketlerini tekrarlama, kaslarda katılık ve hareketlere karşı direnç gibi hareket sistemi ile ilgili belirtiler gözlenir.

Farklılaşmamış Şizofreni: Yukarıda belirtilen üç türün özelliklerini bir arada gösteren bir türdür.

Rezidüel Şizofreni: Daha önce şizofreni belirtileri yoğun bir şekilde yaşanmış, ancak sonrasında düzelmiş olan bir kişide, içe çekilme, konuşma eksikliği veya daha hafif sanrı ve varsayımlar gibi belirtilerin görüldüğü bir türdür.

Şizofreni hastalığı, diğer bir sınıflandırma sistemine göre Tip 1 ve Tip 2 olarak ayrılır. Tip 1 durumunda daha fazla pozitif semptomlar (hezeyan ve halüsinasyonlar gibi) gözlenirken, Tip 2’de daha çok negatif belirtiler (içe çekilme, konuşmada azalma, öz bakımda azalma gibi) baskın olur. Genel olarak Tip 2 şizofreninin seyri daha zordur, Tip 1 ise tedaviye daha iyi yanıt verir.

Şizofreni Tanısı Nasıl Konulur?

Şizofreni hastalığının temel teşhisi muayene ile konur. Belirtilerin varlığı ve bu belirtilerin 6 aydan daha uzun süredir devam etmesi, teşhis için önemli işaretlerdir. Bu belirtiler sadece şizofreniye özgü olmadığı için öncelikle epilepsi, bulaşıcı hastalıklar gibi genel tıbbi duruma bağlı hastalıklardan ve diğer organik patolojilerden kaynaklanan hastalıklardan ayrım yapmak için muayene gereklidir. Aynı zamanda psikotik depresyon, bipolar bozukluk ve diğer psikotik belirtiler gösteren psikiyatrik rahatsızlıklardan da ayırıcı tanı yapılması önemlidir. Tanıda özgün bir görüntüleme veya laboratuvar testi olmasa da, ayırıcı tanı için kan testleri, beyin görüntüleme ve EEG gibi tanı yöntemleri kullanılabilir. Kesin tanı koyduran spesifik bir psikometrik test mevcut olmasa da, hastalara ayırıcı tanı sürecinde çeşitli psikolojik testler uygulanabilir.

Şizofreni Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Şizofreni hastalığının tedavisinde ilaç tedavisi temel bir rol oynar ve bu ilaç tedavisi uzun süreli olarak sürdürülmelidir. Anti psikotik ilaçlar, tedavinin bir parçası olarak kullanılır. İlaç uyumsuzluğu yaşayan, tanısı belirsiz olan veya kendisine ve çevresine zarar verme riski taşıyan hastalar, hastaneye yatırılarak tedavi edilir. Tedaviye uyumsuz hastalarda, ağızdan alınan ilaçlar yerine uzun etkili kas içi enjeksiyonlar gibi tedavi yöntemleri tercih edilebilir. Bazı durumlarda, yan etkilere bağlı olarak farklı ilaçlar veya tedaviye dirençli hastalarda farklı ilaç gruplarının kullanımı da düşünülebilir. Hasta tedaviyi reddederse veya ayırt etme yeteneğine sahip değilse, vasi atanması veya bazen mahkeme kararlarıyla tedavinin yapılması gerekebilir.

İlaç tedavisi yanı sıra, psikoterapi, aile terapisi ve diğer toplum ruh sağlığı merkezlerinde uygulanan yöntemler de tedavi uyumunu artırmak, işlevsellikteki kayıpları düzeltmek ve rehabilite etmek amacıyla kullanılabilir. Ancak tedaviye dirençli hastalarda, acil durumlarda ve katatonik hastalarda elektrokonvülsif tedavi (EKT), uygulanabilir.

Şizofreni Hakkında Sık Sorulan Sorular 

Şizofreni bir akıl hastalığı mıdır?

Şizofreni hastalığında, hastanın gerçeği değerlendirme, çevresel olayları algılama ve davranışları yönlendirme yeteneği, ayırt etme ve karar verme becerileri bozulur. Bu nedenle şizofreni, bir akıl hastalığı olarak kabul edilir.

Şizofreni önlenebilir bir hastalık mıdır?

Şizofreninin önlenebilir olup olmadığı konusu tartışmalıdır. Bu bağlamda, belli risk gruplarında hastalık öncesi belirtilerle erken teşhis ve tedaviye başlanması, aynı zamanda bazı psikoterapi yöntemlerinin kullanılması gibi önleyici çalışmalardan bahsedilmektedir.

Şizofrenlik genetik midir?

Şizofreninin genetik yatkınlığı belirgindir. Yapılan araştırmalarda, şizofreni ile bazı genler arasında bağlantılar bulunmuştur. Ayrıca ikiz ve aile çalışmaları, şizofreninin genetik olarak yakın akrabalarda daha sık görüldüğünü göstermiştir. Ancak, şizofreninin tamamen genetik faktörlere bağlanamayacağını unutmamak önemlidir.

Şizofreni testi var mıdır?

Şizofreni, bir muayene sonucu teşhis edilen bir hastalıktır. Şizofreni tanısı için özel bir laboratuvar testi veya psikolojik test mevcut değildir. Ancak tanı sürecinde bir dizi psikolojik test, biyokimya tahlili ve görüntüleme çalışmaları kullanılabilir.

Halüsinasyon nedir?

Halüsinasyon, kişinin dışsal bir uyarıcı olmadan belli bir duyumu algıladığı bir durumu ifade eder ve Türkçe’de “varsanı” olarak bilinir. Şizofreni, sıklıkla işitsel halüsinasyonlarla ilişkilendirilir. İşitsel halüsinasyonlar, kişinin sesinin yankılanması, kendi düşüncelerini kulaklarıyla duyma, kendisi hakkında konuşan bir veya birden fazla ses duyma gibi biçimlerde ortaya çıkabilir. Bu sesler bazen “Elementer halüsinasyonlar” olarak adlandırılan anlamsız sesler, örneğin boru veya korna sesleri gibi olabilir. Şizofreni hastalarında diğer halüsinasyon tipleri daha az görülür, ancak vücuda dokunuluyor hissi, görsel halüsinasyonlar (insanlar, nesneler, şekiller görmek) veya koku duyma gibi halüsinasyonlar da meydana gelebilir.

Şizofreni hastaları ve yakınları için ne gibi yaşam değişiklikleri yapılmalıdır?

Şizofreni tedavisi, ilaçlar ve diğer yöntemlerin düzenli olarak kullanılmasıyla sürdürülmelidir. Hastalığın ilk ataktan sonra iyileşse bile, tedavilerin ve ilaçların alevlenmeyi önlemek için düzenli olarak kullanılması gereklidir. Hastanın ilaç alıp almadığı izlenmelidir. Ayrıca hastanın hangi belirtileri gösterdiği, hangi ilaçları kullandığı, hangisinden fayda gördüğü gibi kayıtların aile tarafından tutulması faydalı olabilir.

Ailelerin tedavi gerekliliğini fark etmesi önemlidir. Hastalar, yardım ve tedavi ihtiyacı olduğunu anlamayabilir veya tedaviye direnebilir. Hastanın tedavi gerekliliğinin belirtilerini fark etmek ve tedaviye yönlendirmek kritik bir rol oynar. Aileler, hastanın kendine ve çevresine zarar verme riskinin arttığı acil durumlarda ne yapacaklarını bilmelidir (örneğin, acil servise gitme, yasal birimlerle iletişim kurma, zorunlu yatış olasılıkları).

Ev içindeki yüksek stres düzeyi, hastalığın alevlenme riskini artırabilir. Bu nedenle ev içi stresin azaltılması, hastalığın seyri için önemlidir.

Özellikle yeti yitimi ile seyreden şizofreni hastalarının çalışma ve ev işlerine katılma gibi beklentileri düşürülmesi gerekebilir. Hatta bazı hastalar, günlük işlerinin yönlendirilmesi için sürekli destek ve vasiye ihtiyaç duyabilir. Bazı hastaların, öz bakım dahil olmak üzere sürekli yardıma ihtiyaçları olabilir.

Genel stresin kişiye özgü tetikleyici faktörlerinin ortadan kaldırılması faydalı olabilir.

Ev içindeki çatışma ortamının azaltılması, tekrarlamaları azaltabilir.

İşlevsellikte bozulma yaşayan hastalar, TRSM gibi hizmet sunan kurumların programlarına katılarak sosyalleşebilirler.

Şizofreni hastalarına bakım için yardımcıya ihtiyaç duyulur mu?

Tedaviye iyi yanıt veren hastalar, ilaç tedavilerini aksatmadıkları sürece normal işlevselliklerini sürdürebilirler. Ancak şizofreni, bazı durumlarda belirgin bir yeti yitimi ile devam edebilen bir hastalıktır. Günlük yaşamlarını sürdürebilmek için hastaların sürekli bir destek ve önemli kararlarını alabilmeleri için bir vasiye ihtiyaçları olabilir. Bazen bakıcı veya sürekli yanlarında birinin bulunması da gerekebilir. Ayrıca sosyal destekten yoksun hastalar, bakım evlerinde kalabilirler.

Şizofren hastalığı kimlerde görülür?

Şizofreni hastalığı toplumun %1’inde görülür. Bu hastalık, erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık rastlanır. Şehirlerde yaşayanlarda, kırsala göre daha yaygın olarak görülür. Ayrıca sonbahar aylarında ortaya çıkan enfeksiyon hastalıklarına maruz kalan annelerin çocuklarında, ailesinde şizofreni vakası bulunanlarda ve diğer nörolojik bozuklukları olanlarda şizofreni riski daha yüksektir. Şizofreni tanısı her yaşta konulabilir, ancak genellikle ergenlik ve genç erişkinlik döneminde daha sık teşhis edilir. Kadınlarda ise 30’lu yaşların ortalarında yeni tanı konma sıklığı artar.

Şizofreni hastaları tehlikeli midir?

Şizofreni hastalarının şiddet ve suç oranları, toplum geneliyle çok büyük farklılık göstermez.

Şizofreni tedavisi ne kadar sürer?

Şizofreni hastalarında tedaviye yanıt genellikle haftalar içinde ortaya çıksa da, atakların tekrarlanmaması için ömür boyu uzun süreli idame tedavileri gerekebilir. Tedavi gören hastaların üçte biri normal bir yaşam sürdürebilirken, üçte biri fayda görmelerine rağmen işlevsellik kayıpları yaşar. Geri kalan üçte birlik bir grup ise tedaviye yeterli yanıt vermez.

Şizofreni hastalığı için hangi bölüme başvurmak gerekir?

Şizofreni hastalığının teşhisi ve tedavisi için bir psikiyatri kliniğine başvurmak önemlidir.

Şizofreni hastası yakınları nasıl davranmalıdır?

Hasta yakınları, hastalığın alevlendiği dönemde tedaviye yönlendirici bir tutum benimsemeli, ancak hasta ile çatışmamalıdır. Ayrıca hastanın sanrılarını değiştirmeye çalışmamalıdırlar. Öfkeli hastaların dikkati gerektiğinde başka yönlere çekilmeli ve ilaçlarını düzenli kullanmayan hastaların ilaç temini ve kullanımı konusunda yardımcı olunmalıdır. Hasta yakınları ayrıca Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri (TRSM) ile iletişime geçebilir ve aile destek gruplarına katılabilirler.

Şizofreni hastalığının tekrarlanmaması için neler yapılabilir?

İlaç tedavisi düzenli olarak uygulanmalıdır.

Şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçların etkisi ne kadar sürede ortaya çıkar?

İlaç tedavisinin etkisi, tedaviye başlandıktan sonra haftalar içinde kendini gösterir. İlk iki haftada genellikle huzursuzlukta azalma görülür, 3-6 hafta içinde sosyal ilişkilerde düzelme olabilir ve sonrasında sanrılarda azalma kaydedilir.