Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Blog Image

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) nedir? tedavisi nasıldır?

Son Güncelleme Tarihi : Ocak 1, 2024

Horner Sendromu, göz kapağı düşüklüğü, göz çukurluğu, göz bebeklerinde daralma ve yüzün bir tarafında terleyememe gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bu durum, çeşitli sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişebilir ve bazen doğuştan da görülebilir. Bu hastalığın tedavisinde, özellikle sonradan ortaya çıktığında, altında yatan nedenin belirlenmesi ve tedavinin buna göre düzenlenmesi önemlidir.

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) nedir?
Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) belirtileri nelerdir?
Horner Sendromunun (Claude Bernard-Horner Sendromu) tanısı nasıl konulur?
Horner Sendromunun (Claude Bernard-Horner Sendromu) tedavisi nasıldır?
Horner Sendromu hakkında sıkça sorulan sorular

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) nedir?

Göz bebeğini kontrol eden kasın felci durumunda, göz bebeği küçülür. Bu durum, göz kapağında hafif bir düşme, gözün içeri doğru çekilmesi ve aynı tarafın yüz yarısında terleme azalması ile birlikte görülür. Bu duruma Horner ya da Claude Bernard-Horner sendromu denir. Vücudumuzdaki pek çok işlev, kişinin farkında olmadan otomatik olarak çalışır. Bu işlevleri düzenleyen sinir sistemi bölümüne otonom sinir sistemi adı verilir. Otonom sinir sistemi, kan damarları, kalp, mide, bağırsaklar, karaciğer, böbrekler, mesane, cinsel organlar, akciğerler, göz bebekleri, ter, tükürük ve sindirim bezleri gibi iç organların uyumlu çalışmasını sağlar. Vücut, iç ve dış uyaranlara bağlı olarak ilgili organların gereken tepkilerini düzenler. Örneğin, koşarken veya heyecanlandığınızda dokuların artan kan ihtiyacını karşılamak için kalp ve solunum hızınız artar, hava sıcaklığı arttığında terleyerek vücut ısınızı ayarlar, parlak ışıkta göz bebekleriniz küçülürken karanlıkta genişleyerek daha iyi görmenizi sağlar. Ayrıca idrara çıkma, dışkılama, cinsel tepkiler, tansiyon düzenlemesi, sindirim, tükürük, ter ve gözyaşı üretimi de otonom sinir sisteminin kontrolü altındadır.

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) belirtileri nelerdir?

Otonom sinir sistemi rahatsızlıkları, vücudun farklı bölümlerini veya işlevlerini etkileyebilir. Bu tür bozukluklar, geçici ya da ilerleyici nitelikte olabilir. Horner sendromu, otonom sinir sisteminin göz bebekleri, göz kapakları ve ter bezlerini kontrol eden kısmının işlevsiz kalması sonucu ortaya çıkar ve yüzün bir tarafını etkiler. Bu durum, göz kapağının düşmesine (ptozis), göz bebeğinin küçülmesine (miyozis), terleme oranının azalmasına ve göz küresinin geriye doğru çekilmesine (enoftalmos) sebep olur.

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) nasıl teşhis edilir?

Bu sendromun teşhisi, fiziksel muayene ve hasta öyküsünün dinlenmesiyle yapılır.

Horner Sendromunun (Claude Bernard-Horner Sendromu) tedavisi nasıldır?

Tedavi, sorunun altında yatan nedenlere göre belirlenir. Yani, Horner sendromuna yol açan temel hastalığın tedavi edilmesi gerekir. Horner sendromu kendine özgü bir tedavi gerektirmez. Eğer sendrom kalıcı hale gelirse ve göz kapağındaki düşüklük hafifse ve görme yeteneğini etkilemiyorsa, herhangi bir tedaviye gerek duyulmayabilir. Ancak, kapak düşüklüğü göz bebeğini örterek görüşü engelliyorsa, bu durum kozmetik cerrahi ile düzeltilebilir.

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) kimlerde görülür?

Horner sendromu her yaşta insanda gelişebilir.

Horner Sendromu (Claude Bernard-Horner Sendromu) nedenleri nelerdir?

Horner sendromu, beyni göz ve yüze bağlayan otonom sinir liflerinin hasar görmesiyle meydana gelir. Bu otonom sinir lifleri, beyinden başlayıp göz ve yüze ulaşan karmaşık bir yol izler. Beyinden çıkıp omuriliğe inen bu lifler, boyun bölümünü geçtikten sonra göğüs omurlarının başlangıcında omurilikten ayrılır, karotis arterin (şah damarı) yanından boyuna doğru ilerler ve kafatasına girerek gözlere döner. Horner sendromu, bu sinir liflerinin yol boyunca herhangi bir noktada zarar görmesiyle oluşur.

Bu sinir liflerinin zarar görmesine neden olabilecek faktörler şunlardır: Serebrovasküler hastalıklar (beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları), multipl skleroz, karotis arterin yaralanması veya duvarının yırtılması, boyun tabanındaki brakiyal pleksus adındaki sinirlerin hasarı, migren veya küme baş ağrıları, beyin sapındaki felç, tümör veya diğer hasarlar, akciğerin üst kısmında veya akciğerler ile boyun arasında bulunan tümör veya enfeksiyonlar (Pancoast tümörü), sinir liflerini kesme veya ağrıyı hafifletme amaçlı yapılan enjeksiyonlar veya ameliyatlar (sempatektomi), omurilik yaralanmaları.

Bu hastalıkların kendine özgü diğer belirtileri de bulunur ve sadece Horner sendromu ile sınırlı değildir. Örneğin, Pancoast tümörü olan bir hastada omuz ve kürek kemiğinde şiddetli ağrı, kol ve göğüs duvarına yayılan ağrı, elde ve parmaklarda karıncalanma veya güçsüzlük olabilir. Bu duruma kanserle ilişkili halsizlik, kilo kaybı gibi diğer belirtiler de eşlik edebilir. Horner sendromu, akciğerin üst kısmından geçen otonom sinir liflerinin etkilenmesi sonucu ortaya çıkar ve hastalığın seyri sırasında diğer belirtilerle beraber görülebilir.

Ayrıca, aniden ortaya çıkan Horner sendromu ve vücudun bir tarafındaki güçsüzlük, beyinde bir damar tıkanıklığı veya yaralanmasını düşündürebilir. Aylar içinde yavaş ve sinsi bir şekilde gelişen Horner sendromu ise tümör olasılığını akla getirebilir.